TMMOB İstanbul Kadın Koordinasyonu yazılı bir açıklama yaparak, 7 Kasım 2018’de Leyla Güven’in başlattığı ve binlerce mahpusun katılımıyla kitlesel bir açlık grevine dönüşen eylemin ölüm oruçlarına evrilmesi karşısında, “Kadınlar olarak, bizler yaşamı savunuyoruz ve kimsenin bu süreçte hayatını kaybetmemesini, toplum vicdanında yeni yaralar açılmamasını istiyoruz,” dediler.

“Gelişmelerin geri dönülemez süreçlere evrildiği bu dönemde açlık grevinde bulunan mahpusların anneleri hapishane önünde Batman’dan Diyarbakır’a, Gebze’den Bakırköy’e Türkiye’nin dört bir yanında seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Kadınlar beyaz tülbentleri ile çocuklarının yaşaması, bu hukuksuzluğun son bulması için çabalarken maruz kaldıkları şiddet tüm toplumun vicdanını yaralamıştır, yaralamalıdır. Demokratik eylemlere dahi tahammülün olmadığını ve kolluk güçleri tarafından Kürt annelerine yapılan bu şiddeti görmezden gelmek kabul edilebilir değildir. Gerçekleşen bu saldırıların erkek egemen devletin savaş ve şiddet yaklaşımının bir parçası olduğunu biliyoruz.” şeklinde devam eden açıklamada “Mevcut iktidar annelik güzellemeleri ve hatta dayatması yaparken, dahası kadınlara 3-5 ve daha fazlasını doğurmasını salık verip doğurmayan kadınları “yarım” addederken; mücadele eden kadınlara şiddet uygulamakta beis görmemektedir. Makbul kadınlık beklentisi gibi, AKP rejiminin makbul annelik beklentisi vardır! Devletin ikiyüzlü annelik politikası bu saldırılar ile yeniden gözler önüne serilmiştir,” denildi.

Açıklama, “Bir saatin bile ne kadar önemli olduğunu bilerek devlete, topluma, tüm duyarlı kesimlere çağrıda bulunuyoruz.  Aslolan yaşamdır, şimdi yaşatma zamanı,” denilerek bitirildi.

Açıklamanın tamamına TMMOB İSTANBUL KADIN KOORDİNASYONU metninden ulaşabilirsiniz…