Kadın Mühendisler, Mimarlar, Şehir Plancılar, Fen Bilimciler ve Teknik  Elemanlar Grubu

     Ana Sayfa
     Hakkımızda
     Basında Biz
Fotoğraf Albümü
     Ağır Yazılar
     Önerdiklerimiz
     Deneyimlerimiz
     Öncü Kadınlar
     Röportajlar
Ayrımcı İş İlanları
     Duyurular
     Bağlantılar
İletişim ve Üyelik

http://kadincinayetlerineisyandayiz.blogspot.com/

BASIN AÇIKLAMALARI
Ocak 2012
Artık Ölmek ıstemiyoruz 


(25/06/10)
Erkek Şiddetinden Kurtulmuş Kadın Yoktur!

(05/05/09)
Celaleddin Cerrah'ın görevden alınmasını talep ediyoruz. 


(25/03/08)
SSGS Kadınların Bildirisi
2000'li Yıllarda Türk Kadını

Selen İNAL
Kimya Müh. Enerji Yük. Müh.

Kadınlarının sosyal, iş ve politik hayata katılımını sağlamakta başarılı olamamış bir ülke nüfüs potansiyelinin yarısını kullanmamanın getireceği dezavantajın yanı sıra kadın-erkek eşitliğinin sağlanamamasının toplumda yaratacağı dengesizliğin sonuçları ile de yüzleşmek zorunda kalacaktır.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulduğu ilk 10 yılda kadın konusunda gerçekleştirilen reformlar her ne kadar şu anda kadın haklarında ileri kabul edilen birçok Avrupa ülkesinden daha erken gerçekleşmiş ve bizi dünyada istisnai bir konuma yükseltmiş olsa da, maalesef bu değişim aynı hızda devam ettirilemediği için günümüzde Türkiye, kadının iş gücü ve siyasette temsili açısından gelişmiş ülkelerin gerisinde kalmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti özellikle 80'li yıllarda hızlanan bir ivme ile kadın hakları ve eşitliği ile ilgili birçok antlaşmaya taraf olup kanunlarda eşitlikçi bir yapı oluşturabilmesine rağmen, kadının niteliksel gelişimini ve aktif iş hayatına katılımını sağlayacak mekanizmaları oluşturamadığı için Türkiye'de kadın istihdamı 1990'da %34,1 iken 2006'da % 24,9 seviyelerine gerilemiştir. 2006'da AB-15'de bu oran % 58,6 ve AB-25'de % 57,4'dür. Her ne kadar yasalarda cinsiyete dayalı ayrımcılık söz konusu değilse de, iş hayatında "erkek işi", "kadın işi" ayrımı (kadınların geleneksel olarak toplumun kendilerine biçtiği mesleklere yönlendirilmeleri), görev dağılımında adaletsizlik (yöneticilik pozisyonlarında halen kadınların çok düşük oranda temsili), ekonomik kriz dönemlerinde öncelikle kadınların işten çıkarılması (halen erkeğin evi geçindirmekle ve kadının ev işi yapmakla yükümlü olduğu düşüncesi) ve özellikle kayıt dışı sektörlerde kadınların düşük maaş ve sosyal güvenliksiz çalıştırılmaları gibi durumlar süre gelmektedir.

Kadın-erkek eşitsizliği kadar önemle göz önünde bulundurulması gereken başka bir nokta da iş alanında kadınlar arasındaki eşitsizliktir. Bu eşitsizlik kadınların eğitim alanındaki eşitsizliklerinin bir sonucudur ve çözülmesi gereken temel sorunlardan birine işaret etmektedir. Kadınların eğitim düzeyi arttıkça, iş gücüne katılım oranları artmaktadır. Örneğin; öğretim elemanlarının %39'u, profesörlerin % 27'si, mimarların %36'sı, doktor ve operatörlerin % 29'u ve avukatların % 33'ü kadındır. Kırsal alandaki kadın istihdamı % 33 ile % 19,9'luk kentteki kadın istihdamına göre daha yüksel görünse de, bunu %83'ü tarım kesiminde ve % 81,9'u bir ücret almadan aile işçisi olarak çalışmaktadır. Köyden kente göç oranının hala yüksek seyrettiği ülkemizde bu kadınlar yeterli eğitim, bilgi ve beceriye sahip olamamaları nedeniyle iş gücünün dışına itilmektedirler.

Her ne kadar son 15 yıla bakıldığında kadının eğitim seviyesinde bir artış gözlense de, bu oran halen erkeklerin çok gerisindedir. Örneğin, 1990 yılında % 72 olan kadınlarda okur-yazarlık oranı 2000 yılında % 80,6'a yükselmesine rağmen aynı yıldaki % 93,3'lük erkek okur-yazarlık oranının çok gerisindedir. Bununla birlikte 1997-1998'de lise ve dengi okullarda kız çocuklarının okullaşma oranı % 34,16 iken 2006-2007'de % 52,26'ya, 1997-1998'de fakülte ve yüksek okullardaki kız çocuklarının okullaşma oranı % 9,17 iken 2006-2007'de % 17,41'e yükselmiştir. Erkekler için bu değerler 2006-2007'de lise ve dengi okullarda % 96,24, fakülte ve yüksek okullarda % 38,78'dir.

Son yıllarda özel sektör ve sivil toplum kuruluşları işbirliği ile kız çocuklarına fırsat eşitliği sağlanması için çeşitli projeler yürütülmektedir. Örnek vermek gerekirse; Haydi Kızlar Okula, Baba Beni Okula Gönder, Kardelenler ? Çağdaş Türkiye'nin Çağdaş kızları bunlardan bazılarıdır. Tüm bu kampanyalar başarıyla yürütülmüş ve Türkiye genelinde okullaşmadığı tespit edilen 273.477 kız çocuğunun %81'inin okula gitmesi sağlanmıştır.

İş hayatındaki eşitsizlik durumu maalesef siyasal alanda da yansımalarını bulmaktadır. 2002 Genel Seçimlerinde TBMM'deki kadın oranı sadece % 4.4'tür ve 2007 Genel Seçimlerinde bu rakam % 9.1'e yükselmekle birlikte her iki dönemde de kabinede sadece 1 kadın bakan bulunmaktadır. Kadınların bürokrasi içerisinde üst düzey karar verici konumlarında yer almaları çok düşük oranlardadır. Bunun sebeplerinden bazıları; yönetime katılma konusunda cinsler arası eşitsizlik, eğitim düzeyi, geleneksel yaşam biçimleri ve toplumun değer yargılarılayla ilgilidir. Kadınların siyasal mekanizmalarda eksik temsili, kadın sorunlarının karar verme mekanizmalarında yeterince gündeme getirilmemesine bağlı olarak kadın statüsünü yükseltecek çözümlerin geliştirilmemesi ile sonuçlanmaktadır.

2000'li yıllarda Türk kadınının gerek iş hayatına gerekse siyasal hayata katılımı ile ilgili önümüze çıkan tablo pek iç açıcı olmasa da özellikle son 10 yılda bu alanda yapılan çalışmalar ve bunun sonucu olan değişimler pozitif ve kayda değerdir. Önemli olan kadının yasalar önündeki eşitliğini, yaşamın her alanında toplumda hakettiği eşit statüye kavuşacak şekilde, teorikten pratiğe dönüştürebilmesidir. Elbetteki her değişim gibi bu değişim de zaman alacak, kolay olamayacak ve dirençle karşılacaktır. İşte bu yüzden biz Türk Kadınları olarak hakettiğimiz ve hedeflediğimiz noktaya ulaşabilmek için çaba göstermeli, umutsuzluğa kapılmamalı, pes etmemeli ve başarmalıyız.
        

BÜLTENLER
  



BAZI KADIN ÖRGÜTLERİ
Son güncelleme tarihi:  Mon, 01 Oct 2018 02:24:38 GMT

Ana Sayfa | Hakkımızda | Basında Kadın Mühendisler | Yazılar | İletişim ve Üyelik | Bağlantılar