Kadın Mühendisler, Mimarlar, Şehir Plancılar, Fen Bilimciler ve Teknik  Elemanlar Grubu

     Ana Sayfa
     Hakkımızda
     Basında Biz
Fotoğraf Albümü
     Ağır Yazılar
     Önerdiklerimiz
     Deneyimlerimiz
     Öncü Kadınlar
     Röportajlar
Ayrımcı İş İlanları
     Duyurular
     Bağlantılar
İletişim ve Üyelik

http://kadincinayetlerineisyandayiz.blogspot.com/

BASIN AÇIKLAMALARI
Ocak 2012
Artık Ölmek ıstemiyoruz 


(25/06/10)
Erkek Şiddetinden Kurtulmuş Kadın Yoktur!

(05/05/09)
Celaleddin Cerrah'ın görevden alınmasını talep ediyoruz. 


(25/03/08)
SSGS Kadınların Bildirisi
Meslek ve Cinsiyet*

28.03.2008
Sevim Gökçe, Makine  Mühendisi

Salt biyolojik boyutu ile algılanan cinsiyet olgusunun, toplumsal boyutunun da olduğu genellikle göz ardı edilir. Oysa erkek ve kadın bireyler, toplumda yerleşik cinsiyetçi değerler ve ideoloji çerçevesinde nasıl davranacakları, nasıl düşünecekleri konusunda koşullanarak biyolojik cinsiyetlerinin üzerine toplumsal cinsiyetlerini edinirler.

Toplumsal cinsiyet kalıpları, ilk bebeklikte mavi ve pembe standart renkleriyle sembolize edilmeye başlanır. Her iki cins için farklı oyuncakların seçilmesi, aynı durumlar karşısında ebeveynlerin farklı reaksiyonlarına maruz kalınması (yere düşen bir kız çocuğuna şefkat göstermekten kaçınılmazken erkek çocuğa gösterilen şefkate dayanıklı olması konusundaki telkinlerin eşlik etmesi gibi), giderek okullardaki ders programlarından, dergi ve kitaplardaki aile içindeki iş bölümünü sergileyen resimlere ve matematik problemlerinde temsil edilen kız ve erkek çocuklarının farklı konumlanışına kadar çeşitli enstrümanlar aracılığıyla oluşturulmaya ve pekiştirilmeye çalışılır. Kadın ve erkekler bütün bu toplumsallaşma süreçlerinin etkisiyle, sosyoekonomik konumlarından da bağımsız olarak çeşitli niteliklerle tanımlanıp algılanırlar. (Örneğin erkekler : cesur, rasyonel, atak vb. kadınlar : şefkatli, duygusal, sabırlı, sakin vb. )

Bireylerin iş hayatı, ev ve aile içindeki rol dağılımı gibi eğitim sonrası toplumsal şekillenmeleri de yine kadın - erkek farklılıklarına dayanmaktadır. Erkek egemen sistem, biyolojik cinsiyetin üzerine giydirilmiş olan bu toplumsal cinsiyet kalıpları ile varlığını ve sürekliliğini sağlamaktadır. Yüz binlerce yıl devam eden bu sistematik süreklilik, kadın - erkek rollerinin sorgulanmadan benimsenmesine yardımcı olmakta, daha da önemlisi ona bir tür "doğallık" atfedilmesine yol açmaktadır. Bu olguyu sorgulayanlar, " ne var bunda, böyle gelmiş böyle gidiyor" yanıtı ile sıklıkla karşılaşırlar bu yüzden...

Kadın ve erkek bireyler eğitimleri sonrasında da cinsiyete dayalı iş bölümü ile yapılandırılmış bir iş piyasası bulurlar karşılarında. İş piyasasının cinsiyetçi özelliğinin sonuçlarına geçmeden önce kapitalist sistemle erkek egemen sistemin bağlantısına değinmek yararlı olacaktır. Bildiğimiz gibi, kapitalist sistem, üretim ve yeniden üretim faaliyetlerinin yerine getirilmesine ihtiyaç duyar. Ev dışındaki üretim faaliyetlerinin sağlıklı yürüyebilmesi bir anlamda ev içindeki yeniden üretim faaliyetlerine (ücretli iş gücünün ertesi gün işinin başında olmasını sağlayan yemek, temizlik, bakım, barınma vb. tüm işleri kapsayan üretim faaliyetleri) bağımlıdır. Üretim alanında istihdam edilen iş gücünün ücretli emek olarak, ev içindeki yeniden üretim faaliyetlerinin ise ücrete tabi olmaması bir emek hiyerarşisi sorunu yaratmıştır. Kendinden önceki sistemden devraldığı patriyarkal sistem, kapitalizmin bu yapısal sorununu çözmesine yardımcı olmuştur. Kadını esas olarak ev içerisinde yeniden üretim faaliyetlerinde erkeği ise dışarıda ücretli iş gücü olarak pozisyonlandıran kapitalist patriyarkal sistem kadın -erkek rol dağılımını belirlemekte ve yukarıda sözünü ettiğimiz toplumsallaşma süreçleri ile sürekliliğini sağlamaktadır.

Bu alt yapı üzerinde şekillenmiş olan cinsiyetçi iş piyasasında örtük bir biçimde de olsa kabul gören kadın kimliğinin özellikleri :
- Tüm kadınlar evlidir. Henüz evlenmemişlerse de mutlaka evleneceklerdir; aynı şekilde tüm kadınlar çocuk sahibidir ya da olacaktır. (yeniden üretim rolünün gereği olarak)
- Tüm kadınlar erkek yakınlarına (baba, koca, erkek kardeş) iktisadi olarak bağımlıdır.
- Kadınlar esas olarak "ev kadını" statüsündedir, üretici kapasiteleri ikincildir.
- Çekirdek aile dışında kalan yaşlı ve hastaların bakımı da esas olarak kadınların görevidir.

Bu arka planın ve uygulanan cinsiyetçi devlet politikalarının (son ssgss taslağı buna iyi bir örnektir) belirleyiciliği doğrultusunda kadınların ekonomik yaşama katılımları da şekillenir. Buna göre niteliksel olarak erkekler fizik güç, teknik ve yönetsel yatkınlık gerektiren işlere, kadınlarsa tekrarlanan, sabır gerektiren, incelikli ama inisiyatif gerektirmeyen, daha ziyade ev işlerinin uzantısı gibi kabul edilen işlere uygun görülür. Kadınlar, hizmet sektöründe ve güvencesiz geçici çalışmalarda yığınsal olarak yer alır.

Ekonomik alandaki kadın araştırmalarında karşılaşılan önemli bir sorun, ekonominin tümünde konunun örtülü bir biçimde erkek cinsiyeti özne alınarak işlenmiş olmasıdır. Somut bilgi ve istatistiklerin yetersizliği, mevcut bilginin de yaygın olarak cinsiyetçi bir nitelik taşıması, kadınların ev içindeki emeklerinde olduğu gibi iş piyasasındaki emeklerini de görece "görünmez" kılmıştır. Bu "görünmezlik" başta ev içi olmak üzere kadın emeğinin en karakteristik özelliğidir.

Çalışma yaşamındaki cinsiyete dayalı ayrımcılık; yatay ayrımcılık (düşük statülü işlerde düşük ücretle çalışma) ve dikey ayrımcılık (eş değer işlerde kadınlar aleyhine eş değer olmayan ücret ve hakların geçerli olması) biçimlerinde yaşanır. Tüm cinsiyetçi uygulamalar, tarihsel ve coğrafi farklılıklar gösterse de dünyanın her yerinde ezilen cins olan kadınlar, iş piyasasında ikincildir; yani kolay vazgeçilebilir, yedek iş gücü olarak konumlanırlar.

Hızlı kentleşme, teknolojinin gelişimi, iletişim sanayinin düzeyi ve giderek yakın tarihimiz açısından öne çıkan küreselleşme ve esnekleşme gibi faktörler tüm emek piyasasını etkilediği gibi bu piyasanın içerisinde yer alan kadınları da etkilemektedir. Ancak tüm bu değişimler, cinslerin birbirlerine göre konumlarını değiştirmemektedir.

Yüksek öğrenim gerektiren meslekler de cinsiyetçi iş bölümünden payına düşeni almıştır. Özellikle mühendislik gibi kadınların için geleneksel ve yaygın olarak var olmadığı alanlarda çalışan kadınlar ciddi zorluklarla karşılaşmaktadır. Daha öğrencilik aşamasında bu sayısal azlık nedeniyle (faklı mühendislik disiplinlerine göre değişim gösterse de) sınıf ortamında, özellikle de ekip çalışmalarında oluşmuş gruplarda bir sürü erkeğin ortasında kendisini tek başına bulma ihtimali çok yüksektir. Taşıdığı kadınlık kimliği bagajıyla birlikte düşünüldüğünde böyle bir ortamda kendi gerçek performansını sergileyebilmesi oldukça zordur. Kaldı ki kendilerine rol modeli olarak alabilecekleri kadın öğretim üyesi meslektaşlarının da yok denecek kadar az olması, mesleki bir özgüven geliştirerek yetişmeyi iyice güçleştirmektedir.

Sorunlar eğitim sonrasında da devam etmektedir. Daha iş arama sürecinde çoğu iş ilanına salt cinsiyeti nedeniyle başvuru yapması engellenen kadın mühendisler, erkek meslektaşlarından dolayısıyla mesleğin kendi sorunlarından ayrı, cinsiyetçi değerlerin kaynaklık ettiği özgül sorunlar yaşamaktadırlar. Öğrencilik, iş arama, uzmanlık alanı seçimi, vasfa uygun istihdam, ücretlendirme, mesleki gelişim ve kariyer süreçlerinde erkek meslektaşlarından farklı sorunlarla da karşılaşmakta kadın mühendisler. Mühendislik kuramsal olarak kadınlara açık olmakla birlikte; şantiyelerde, fabrikalarda vb. iş yerlerinde özellikle erkek işçileri yöneterek çalışmayı gerektiren işlerde, "yetersiz" kalacakları, evlenip çoluk çocuğa karışarak işi yarım bırakacakları, ev ve iş hayatını bir arada yürütmeye çalışırken işi ihmal edebilecekleri gibi erkekler için söz konusu edilmeyen gerekçelerle kadınlara vize uygulanan bir meslektir.

Bu nedenle mühendislik alanında çalışan kadınların, bulundukları her yerde cinsiyet kaynaklı mesleki sorunları ekseninde bir araya gelerek örgütlü bir şekilde yaşadıklarının politikasını yapmaları çözüm için zorunludur.


*Bu yazı daha önce Ölçü Dergisi'nde yayımlanmış olan yazının yeniden düzenlenmiş şeklidir.

        

BÜLTENLER
  



BAZI KADIN ÖRGÜTLERİ
Son güncelleme tarihi:  Mon, 01 Oct 2018 02:24:31 GMT

Ana Sayfa | Hakkımızda | Basında Kadın Mühendisler | Yazılar | İletişim ve Üyelik | Bağlantılar