Kadın Mühendisler, Mimarlar, Şehir Plancılar, Fen Bilimciler ve Teknik  Elemanlar Grubu

     Ana Sayfa
     Hakkımızda
     Basında Biz
Fotoğraf Albümü
     Ağır Yazılar
     Önerdiklerimiz
     Deneyimlerimiz
     Öncü Kadınlar
     Röportajlar
Ayrımcı İş İlanları
     Duyurular
     Bağlantılar
İletişim ve Üyelik

http://kadincinayetlerineisyandayiz.blogspot.com/

BASIN AÇIKLAMALARI
Ocak 2012
Artık Ölmek ıstemiyoruz 


(25/06/10)
Erkek Şiddetinden Kurtulmuş Kadın Yoktur!

(05/05/09)
Celaleddin Cerrah'ın görevden alınmasını talep ediyoruz. 


(25/03/08)
SSGS Kadınların Bildirisi
Yaşamın Sığınağı: Rahim

Olgu Yılmaz, Endüstri  Mühendisi
Mart 2009

İktidarların çok, pek çok ilgilendiği bu kadın uzvu, doğurganlık yetisi ve mülkiyet ilişkisi nedeniyle ekonomik ilişkiler feodalizmden kapitalizme evrildikçe daha fazla kuşatılmış, daha fazla baskılanmıştır. Kadının eve hapsedilmesiyle koşut olarak, kadının cinselliği ve toplumsal "değer"i de rahmine hapsedilmiş, sonuçta kadın iktidar sarmallarına öyle bir dolanmıştır ki, 200 yılı aşkın zamandır süregelen kadın mücadelesi, bu pratikleri bırakın erkeklerin zihnini, kadınların zihninden dahi silememiştir.

İlk anasoylu toplumlarda mülkiyet ve veraset ilişkileri, cinselliğin çok da kontrol edilmesine hacet bırakmamakta idi. Zira, mülkiyet kadın tarafından dağılmakta, varisler de yine (genellikle) kadınlar olmaktaydı. Daha sonra, erkek erki ele geçirmeye başladığında veraset hakkı da erkeğe geçti. Dolayısıyla erkeğin nesebi daha önem kazanmaya başladı. O dönemde dna testi de olmadığından olsa gerek, kadının "yasal" cinsel ilişkileri tanımlanmaya başladı. Kadın, tek eşli olmaya zorlanırken, tek eşliliğini de tanıtlaması istendi. Bekaret, zina, namus, ırz gibi kavramların oluşmaya başlaması bu tanıtlama çabasına işaret eder.

İşbu noktada, kadının rahminde olup bitenler, iktidarın ilgi alanına girdi. Kürtaj, hamilelik, tecavüz, zina gibi olaylarda ilkel yasal düzenlemeler, genellikle erkek bakış açısıyla "toplumsal düzene karşı suç" olarak tanımlanarak kadının bedeninin iktidarı elinden alındı, kolektifleştirildi. Kadının rahminde olan bitenler tüm toplumun ortak ilgi alanıydı. Dolayısıyla kadının rahminin "birliğine, bütünlüğüne, toplumun üremesine yönelik işlevlerine" karşı suçlar ve uygun cezalar tanımlandı. Bu suçları işleyen erkekler daha hafif, rızasıyla bu suça katkıda bulunan kadınlar çok daha ağır biçimde cezalandırılıyordu elbette.

Biyopolitik iktidarın bir hedefi haline gelen rahim üzerindeki kudret, erkin kutsallaştırılan "yaşam üzerine söz söyleme hakkı"nı tesis etmek için kullanılıyordu, kadını bireysel olarak suça karşı korumak için değil. Ne ki, tek asgari müşterekte varoluş nedeni "bireye hizmet etmek ve korumak" olarak tanımlanagelen devlet, aslında toplumun "bekası" için bireylerin en mahrem alanlarına müdahil oluyordu. Bu noktada insani hazları ahlaki kodları hasebiyle kontrol altında tutarak ahlak evrenindeki hakimiyetini sürekli kılmaya çalışan dinden de farklılaşıyordu.

Yasal düzenlemelerde kadının cinsel kimliğinin toplumsallaştırılması, namus ve şerefi korumak için işlenen cinayetlerde öngörülen indirimlerde, kadının zina halinde yakalanması halinde öldürülmesine olanak tanıyan yasal düzenlemelerde, hamile kadının "suça karşı korunma"da kuşatıldığı yasal ayrıcalıklarında net olarak gözlenebilmektedir. Kadının cinselliği, üremeye izin verdiği ölçüde ailenin, akrabaların ve toplumun "ırzı, şerefi ve namusu" ile alakalandırılmaktadır.

Günümüzde kah ahlakçılık, kah toplumculuk gerekçeleriyle daha da arttırılmaya çalışılan (örneğin, yakın zamanda gündeme gelen zina yasası) bu "yatak odası kontrolü" ve cinselliğin denetimi konusunda kadın mücadelesi cephesinde kaydedilen ilerlemelerin çok da iç açıcı olduğu iddia edilemez. Zira, birey olarak, vatandaş olarak kadının korunması yerine, halen, toplumsal bağlamda "kadın" imgesinin cinselliğinin "toplumu ve kolektif olanı koruma" ereğiyle iktidarın alanına çekilmesi söz konusu maalesef.


Bültendeki diğer yazılar
Yaşamın Sığınağı: Rahim, Olgu Yılmaz
Pippa Bacca'yı Kim Öldürdü? Büşra Servet Akdoğan
Bir Düş Kuruyorum: Mor Pencereli Evler, Mor Işıklar, Mor Yollardan... Suzan Bayhan
Mor Çığlık, Zerrin Özirs Öztan
8 Mart Etkinlikleri
        

BÜLTENLER
  



BAZI KADIN ÖRGÜTLERİ
Son güncelleme tarihi:  Mon, 01 Oct 2018 02:28:49 GMT

Ana Sayfa | Hakkımızda | Basında Kadın Mühendisler | Yazılar | İletişim ve Üyelik | Bağlantılar