Kadın Mühendisler, Mimarlar, Şehir Plancılar, Fen Bilimciler ve Teknik  Elemanlar Grubu

     Ana Sayfa
     Hakkımızda
     Basında Biz
Fotoğraf Albümü
     Ağır Yazılar
     Önerdiklerimiz
     Deneyimlerimiz
     Öncü Kadınlar
     Röportajlar
Ayrımcı İş İlanları
     Duyurular
     Bağlantılar
İletişim ve Üyelik

http://kadincinayetlerineisyandayiz.blogspot.com/

BASIN AÇIKLAMALARI
Ocak 2012
Artık Ölmek ıstemiyoruz 


(25/06/10)
Erkek Şiddetinden Kurtulmuş Kadın Yoktur!

(05/05/09)
Celaleddin Cerrah'ın görevden alınmasını talep ediyoruz. 


(25/03/08)
SSGS Kadınların Bildirisi
Patriarka Kültür İlişkisi

Gülru Yıldız, İnşaat Mühendisi
28.4.2007 gulru@dsi.gov.tr

Sosyal ilişkilerde var olan/sürdürülen kadınlık ve erkeklik olguları ve söylemleri patriark (ataerkil) yapıları oluştururlar.

En geleneksel anlamda toplumsal cinsiyet, kadınlık ve erkeklik kavramları, iki cinsin yapısal biyolojik farklılıklarına ( gen yapısı, kas yapısı, hormonlar gibi) dayandırılarak açıklanır. İki cinsiyet birbirinden farklı olduğundan farklı davranırlar, dolayısıyla toplumda farklı rolleri üstlenirler.

Kadınlık ve erkeklik kimlikleri, davranışları, rolleri sosyalleşme sonucu mu ortaya çıkar? Uygun davranış biçimleri çocuklukta mı öğretilir/benimsenir?

Sosyalizasyon kuramı: Sosyalleşme olgusu çocukluktan başlar, kızlara sakinlik ve naziklik gibi kavramlar öğretilirken erkeklere sertlik, kavgacılık gibi kavramlar toplum tarafından çeşitli vesilelerle öğretilir. Kız çocuklara oyuncak olarak bebekler, tabak çanak mutfak setleri alınırken, erkeklere askerler, arabalar alınır. Okul kitaplarında kızlar annelerine yardım ederken gösterilirken, erkek çocuklar tamirata yardım edenler olarak tasvir edilirler.

Bu tip sterotip imgeler her yerde karşımıza çıkar. Televizyon reklâmlarında kadınlar ya cinsel objelerdir ya da anne veya vefakâr eş rolündedirler. Erkekler güçlüyü oynarlar. Hatta kadınlar toplumsal hayatta olduğu gibi ekranda da daha az görünürler ( Tuchman, 1978 ).

Sosyalizasyon teorisi biyolojik indirgemeciliğe karşı çıkmada güçlü bir argüman olarak kullanılabilirse de en genel anlamda toplumsal cinsiyet farklılıklarını evrensel kabul etmesi açısından birçok meseleyi açıklama da yetersiz kalır.

Kadınlık ve erkeklik algıları sınıflar arasında, etnik gruplarda, kuşaklarda, toplumlarda ve tarihte farklılık gösterir. Kadınlık ve erkeklik algılarında / davranışlarında bilinçaltı rol oynar mı?


Psikanalitik yaklaşımlar:
Chodorow (1978) anneliği zengin bir deneyim olarak tanımlar, fakat toplumda anneliğe gerçek değerinin verilmediğini söyler. Kız ve erkek çocukları anne besler, büyütür. Kız çocuk kendini anne ile özdeşleştirir; erkek çocuk "büyüdüğünde" anneden bir kopma yaşar (daha önce hemen bütün toplumlarda/dillerde görülen analara küfür edilmesinin erkeklerin belki de bu kopuşa olan bilinçaltı kızgınlıklarından kaynaklanabileceğini yazmıştım.) Bu oluşum bilinçaltına yerleşir ve kadın/erkek davranış/algı farklılıklarının sebebidir. Chodorow'a göre sosyal değişiklikler ruhsal yapıyı da değiştirecektir.

Mitchel, (1975) Freud takipçisi görüşten yola çıkarak, patriarkal ilişkilerin yeniden üretiminin sadece ekonomik süreçle açıklanamayacağını, patriarkal ideolojinin bilinçaltımıza işlediğini ve kadının ezilmesini bilinçaltını analiz etmeden anlayamayacağımızı savunur. Bilinç uzun bir süreçte kuşaktan kuşağa aktarılan pratikler sonucu yapılanmıştır. Mitchel'e göre kapitalist ilişkiler ekonomide derinlemesine kökleşmiş, ataerkil ilişkiler kültür ve bilinçaltında yerleşmiştir.

Patriark ilişkileri kültür ile kapitalist ilişkileri ekonomi ile sınırlamak her zaman doğru sonuç vermez. Örneğin kapitalizmin etkisini sadece ücretli çalışma da değil ev içi emeğinde de görürüz. En basit anlamda ev işi ve çocukların büyütülmesi emeği için işveren işçiye ücret ödemez.

Fransız feministler okulu:

Mitchel'den sonra Fransız feministler okulu (Cixous, Irigaray, Kristeva ) Lacan takipçisi yorumları ile Freud takipçisi kuramı geliştirmişlerdir. Örneğin Irigaray, toplumsal cinsiyet kimliği ile cinsiyet kimliğinin iç içe olduğunu savunur. Var olması gereken kadınlık kimliği patriark toplum tarafından bastırılmıştır. Sembolik düzlemde patriarka fallus odaklıdır. Toplumsal cinsiyet farklıdır; kadın deneyimleri erkek deneyiminden farklıdır ve farklı olmalıdır.

Fransız feministler psikoanalitik teorideki patriark bakışı değiştirmişler, kadınlığı olumlamışlardır; fakat bu okul farklı toplumsal yapılarda ve tarihsel süreçte toplumsal cinsiyet farklılıklarını açıklama da yetersiz kalmaktadır.

Söylem analizi:

Post yapısalcılar, psikoanalitik kuramcıların kadınlık ve erkeklik farklılığına ağırlık vermelerinin ardından, analizlerinde farklılık ve söylemde yoğunlaşmışlardır. Toplumsal cinsiyetin kültürde temsil biçimlerine odaklanmışlardır. Yapı sökümcü vurgu "kadın" kavramına yapılmıştır. Farklı kadınlık kavramları ortaya çıkarılmış, kadının kültürde nasıl parçalandığı anlatılmıştır (Coward, 1978). Kadın dergileri aile içi kadınlık rolünün benimsenmesini sağlayan yemek pişirme/sofra hazırlama, ev düzeni/dekorasyonu, sağlıklı/dengeli çocuk büyütme söylemini dile getirirken, Cosmopolitan gibi dergiler kadının cinsel obje olarak algılanmasına ağırlık veren kadın bedeninin bakımının güzelliğinin/gençliğinin korunmasını içeren söylemi kullanırlar.

Bu analizlerde problem söylemin farklı kişiler tarafından farklı algılanması ve söylemin tek belirleyici bir anlamının olmamasıdır. Bu analizlerde güç ilişkilerine girilmeyişi de ikinci problemdir.

Radikal feministler:

Bu ekolün feministleri de (Daly, Mc Kinnon) post yapısalcı feministler gibi bireylerin sosyalleşme sürecinden çok patriark söylemlerin nasıl oluştuğu ve yerleştiği üzerinde dururlar. Spender (1980) dilin patriark yapılandığını savunur. Böylece dünya eril bir algı ile tanınmaya başlar. Bilim adamı, iş adamı dediğimizde bilim veya iş dünyasında var olmanın erkeksi bir kavram olduğunu benimseriz. Sadece dilin yapılanmasında değil söyleşide de erkek egemenliği devam eder. Zimmerman ve West (1975) çalışmalarında iki cinsin söyleşisinde erkeğin %98 oranda araya girerek konuşmaya müdahale ettiğini tespit etmişlerdir. ( Ne yazık ki alışagelmiş söylem kadınların geveze olduğu şeklindedir.)

Spender daha sonraki çalışmalarında bu durumun kadın düşüncesi ve yazını üzerinde kontrol sağladığını da söyler.

Radikal feministler, kadının patriark ideolojiden kendini arındırabilmesi için, patriark kültürden ayrılarak kendi aralarında kendi güçlerinin farkına varacakları ortamlarda bulunmaları gerektiğini savunmuşlar ve Segal, Grimshaw ve Eisenstein tarafından kadın hareketine olumsuz katkı sağlamak ve politik hatalar yaptıkları konusunda eleştirilmişlerdir.

Özetlenen tüm kuramlar, kadının ezilmesinde patriark ideoloji kavramlarını temel nokta olarak kabul ederler. Farklı tartışmalarda farklı kuramlar geçerli olabilir. Önemli olan nokta tartışmalarda oluşumların çok boyutlu olabileceğini görebilmektir. Patriark ideolojiye karşı her kuram farklı durumlarda kullanılabilir. Geçmişte kadının toplumsal hayatın belli alanlarına katılımı yasal olarak engellenirken feminist kazanımların etkisi ile bu gün yasal engel ortadan kalkmış, fakat patriarka, kadının bu alanlarda yer almayışını "doğal" farklılığına bağlama ideolojisini geliştirmiştir. Siyaset, bilim, mühendislik gibi aklımıza gelebilecek bir çok alanda kadınların azlığını bu alanların yapılarına uygun olmayışı ile açıklama eğilimi gittikçe yaygınlaşmaktadır. Bu alanlarda başarılı kabul edilen nadir kadınlar da "erkek gibi kadın" payesi ile onurlandırılmaktadır.

Not: Bu yazıda, Sylvia Walby'nin "Theorizing Patriarchy" kitabından Kültür bölümü esas alınarak yaşantımızda kadınlık/erkeklik kavramlarının oluşmasında kültür/patriarka ilişkisini anlatan teoriler özetlenmeye çalışılmıştır.

Grupta yaşayacağımız tartışmaları esas alarak her ay patriarkanın bir kavram ile ilişkisini kuran kuramsallaşma tartışmalarını anlatmaya çalışacağım.

Kaynaklar:
Coward, R., "Sexual Liberation and the Family", 1978, m/f 1.
Mitchell, J., "Psychoanalysis and Feminism", 1975, Harmondthsworth, Oenguin
Spender, D., "Man made language", 1980,London, Routladge.
Tuchmam, G., (Kaplan, A., and James,B. eds.), 1978, "Hearth and Home:images of woman in the mass media", NY, Oxford Oniversity. Walby,S., "Theorizing Patriarchy",1992, Blackwell Pıblishers, Oxford, UK.
Zimmerman, D., West, C., 1975, ( Thorne, B., Henley, N. eds.)"Language and Sex:difference and dominace", Rowley, Mass.: Newburry House.
        

BÜLTENLER
  



BAZI KADIN ÖRGÜTLERİ
Son güncelleme tarihi:  Mon, 01 Oct 2018 02:46:59 GMT

Ana Sayfa | Hakkımızda | Basında Kadın Mühendisler | Yazılar | İletişim ve Üyelik | Bağlantılar