Kadın Mühendisler, Mimarlar, Şehir Plancılar, Fen Bilimciler ve Teknik  Elemanlar Grubu

     Ana Sayfa
     Hakkımızda
     Basında Biz
Fotoğraf Albümü
     Ağır Yazılar
     Önerdiklerimiz
     Deneyimlerimiz
     Öncü Kadınlar
     Röportajlar
Ayrımcı İş İlanları
     Duyurular
     Bağlantılar
İletişim ve Üyelik

http://kadincinayetlerineisyandayiz.blogspot.com/

BASIN AÇIKLAMALARI
Ocak 2012
Artık Ölmek ıstemiyoruz 


(25/06/10)
Erkek Şiddetinden Kurtulmuş Kadın Yoktur!

(05/05/09)
Celaleddin Cerrah'ın görevden alınmasını talep ediyoruz. 


(25/03/08)
SSGS Kadınların Bildirisi
Irigaray üzerine birkaç söz...

Gülru Yıldız
18.12.2006
gulru@dsi.gov.tr

Irigaray, Fransız feminist okulundan bir kadın düşünür. Kadın ve erkek öznelliğinin farklılığını savunur. Batı kültürünün ana tanrıçalığı hasıraltı etmesini eleştirir. Ana tanrıçalık unutulup önemini kaybettikten sonra fallokrasi veya patriarka eril öznelliğin gereksinimleri haline gelir.

Irigaray'a göre fallokrasiyi veya patriarkayı eleştirmek yeterli değildir. Yeni bir kültür, hatta dişil öznelliği barındıran ve iki farklı öznenin ilişkisini mümkün kılan iki kültür yaratılmalıdır. Tüm beşeri farklılıkların içerisinde cinsiyet farklılığı en temel ve evrensel farklılıktır. Batı kültürü bu cinsel farklılığı ortadan kaldırmıştır. Batı erkeği anneden doğuşunu reddederek kendi öznelliğini yaratmıştır. Yaşadığımız kültürde anneden dünyaya gelmemizin bir önemi yoktur.

Cinsiyet farklılığı sadece biyolojik veya sosyal kökenli değildir; kişinin kendisi ile, başkası(ları) ile kurduğu ilişki ile de ilintilidir. Kadın ve erkeğin verili kurallara ve normlara uymadıklarında ilişkideki kimlikleri aynı değildir. Irigaray'ın çalışmalarında, kız öğrencileri kişiler arasında, özellikle iki kişi arasında ve karşı cins ile ilişkiyi tercih ederken, erkek öğrencileri özne-nesne ilişkisini ve ilişki kişiler arasında olduğunda ise özne-grup ve aynı cins ile ilişkiyi tercih ederler. Yaşadığımız kültürde özneler arası ilişki, özne-obje ilişkisi ya da özne-grup ilşkisi kadar değerli değildir. Düşey ve hiyerarşik ilişki biçimi yatay ilişkiden daha önemli görülür. Kültür eril değer yargıları ile yapılanır. Dişil değer yargılarının büyük kısmı da henüz bilinmemektedir.

İnsanın özgürlüğünün tadını çıkarabilmesi iki cins arasında yaratılacak ilişkiye bağlıdır. Var olan aynı kişilerin aynı kültürü, aynı dili, aynı normları paylaşmaktan dolayı tekilliğini kaybetmiş bir ilişkidir. Konuşma bilgi aktarımını tanımlayan bir koda dönüşmüştür.

Kadın ve erkek öznelliği farklı olduğundan bir taraf feragat etmeden aynı dünyada var olamazlar. Bu durum sadece ihtiyaçlar düzeyinde var olabilir. Arzu söz konusu olduğunda yeni bir döneme geçilmelidir.

İyi, Gerçek hatta Tanrı gibi mutlak değerlerin kadınlara yabancı olduğunu ve mutlaklıklar üzerinde durmamalarını önerir. Mutlaklıklar Batılı erkeğin kendisini anal evreden koparmasına yaramış ve öteki(ler) ile iletişimde gerekli hissi değerlerin yok sayılmasını sağlamıştır.

İki farklı öznellikler olarak iletişimde kadın erkek gibi olmaya çalışmaktansa anne ve erkek için sevgili olduğu basit doğal durumda olacak, erkek doğal olarak kadından doğduğu gerçeği için onu indirgemek yerine saygı duyacak. Yaratılması gereken kültür eril kültürünkinden farklı ifade ve iletişim biçimleri içerecek. Konuşma, hitap değil diyalog haline gelecek. Kadın ve erkeğin dili kullanımı zaten farklı. Erkek kendini "ben" ile tanımlarken kadın "sen" e daha açık, ilişkiye daha istekli. Yeni bir diyalog oluşturulurken kadın "ben" olacak/olmalı fakat bu "ben" "sen" ile erkeğin tanımladığından farklı bir ilişkiye girecek.

Dilde Cinsiyet

Dil cinsiyetlidir. Kadın/erkek söylemlerini aynı biçimde yapılandırmazlar. Böylece birbirlerini anlamazlar, hatta dinlemezler. Patolojilerde bu duymama/sağırlık sonucu ortaya çıkar.

Irigaray bir çalışmasında histerik kadın ve obsesif erkek dilini inceler. Histeride "ben" kendini "sen" ile ilişkilendirirken ? herhangi bir nesne, dünya veya o/onlar ? dişil histerik söylemi "beni seviyor musun" biçiminde ortaya çıkar. Nesne söz konusu olduğunda form "senin sevdiğini severim" olur. "Ben" senin dünyasına aittir.

Obsesif eril öznede temel biçim "sevildiğime inanıyorum" veya "sevildiğime inanmıyorum" ya da "sevildiğimden şüphem var" şeklinde ortaya çıkar. Burada özne kendisi ile diyalog içindedir; sen yoktur."Ben" o kadar güçlüdür ki, iletişimsizliği doğurur.

Histerik kadında "ben" obsesif erkekte "sen" eksiktir. Ya öteki ile ya kendi ile oluşan bir patolojik diyalog ortaya çıkar. Histerik kadında diyalog "sen" ile şimdide veya gelecekte geçer. Obsesif erkekte "ben" ile "ben" arasında şimdide veya geçmişte geçer. Bu patolojiler arzu duyulan karşı cins ile öznel dünyalarının farklılığının hiç ayırtına varılmamasından ortaya çıkar veya ağırlaşır. Her ikisi de kendi dünyalarına hapsolur ve öteki ile iletişim kopar. Cinsiyet farklılığı yaşanıp paylaşılmadığından iki öznel dünya arasındaki herhangi bir bağlantı imkânsız hale gelir.

"Normal" kadın/erkek arasında da paylaşım çok zordur. Irigaray'ın farklı sosyokültürel ve farklı yaş grupları ile yaptığı çalışmalarda kadın/erkek dil yapılanmasının farklılığı ortaya çıkar. Irigaray bu çalışmalarda "ben?sen", "ben?.o" ve "ben?onlar" ilişkilerini irdeler. Kadınların eğilimleri karşı cins ile diyaloga girmek yönünde iken, erkeklerin eğilimi kendilerine ait somut bir nesne (arabam,sigaram,saatim gibi) veya erkekler tarafından tanımlanan soyut nesne üzerindeki ilgilerini ifade etmek, ikili özellikle de karşı cins ile ilişkiden kaçınmak ve kendi cinsiyet grupları içinde kalmayı tercih etmek olmuştur.

Erkek "sen" ile ilişkiden neden bu kadar kaçınır. Erkeğin hayatında karşı cins ile ilişkiye girdiği ilk sen annesidir. Özne olabilmesi için bu "sen"den kopmalı, onu yok sayması lazımdır (Bütün dillerde var olan erkek küfürlerinin neden anneye yönelik olduğunu da anlıyoruz böylece? ). Batı kültüründe eril özne dişil-anal öznelliği indirgeme ve yok sayma eğilimindedir. Yalnız babanın kanunu düzeni sağlayabilir. Anneden kopuşun üstesinden Tanrı kavramı ile gelinir. Bu nedenle Tanrı erkektir, annenin cinsiyetinden değildir. Böylece cinsiyet farklılığı bir gerçek olmaktan çıkar ve yok edilir.

Bir sonraki yazıda Irigaray ve edebi yazında dil farklılığını tartışmak üzere...
        

BÜLTENLER
  



BAZI KADIN ÖRGÜTLERİ
Son güncelleme tarihi:  Mon, 01 Oct 2018 02:57:27 GMT

Ana Sayfa | Hakkımızda | Basında Kadın Mühendisler | Yazılar | İletişim ve Üyelik | Bağlantılar