Kadın Mühendisler, Mimarlar, Şehir Plancılar, Fen Bilimciler ve Teknik  Elemanlar Grubu

     Ana Sayfa
     Hakkımızda
     Basında Biz
Fotoğraf Albümü
     Ağır Yazılar
     Önerdiklerimiz
     Deneyimlerimiz
     Öncü Kadınlar
     Röportajlar
Ayrımcı İş İlanları
     Duyurular
     Bağlantılar
İletişim ve Üyelik

http://kadincinayetlerineisyandayiz.blogspot.com/

BASIN AÇIKLAMALARI
Ocak 2012
Artık Ölmek ıstemiyoruz 


(25/06/10)
Erkek Şiddetinden Kurtulmuş Kadın Yoktur!

(05/05/09)
Celaleddin Cerrah'ın görevden alınmasını talep ediyoruz. 


(25/03/08)
SSGS Kadınların Bildirisi
İktidar ilişkileri ve cinselliğimiz
Gülru Yıldız 19.2.2002
gulru@dsi.gov.tr

Adolf Berle, aşk ve iktidar insanın en önemli iki tutkusudur der ve aşk üzerine çok fazla yazılmışken, iktidar üzerine yazın çok azdır diye devam eder. Bu durumu aşkın şahsi bir mesele olmasına, iktidarın da aynı şekilde şahsi bir mesele olmasına rağmen, siyasi olduğu zaman en dramatik şeklini almasına ve şahsiyetin ikinci plana itildiğine bağlar. Berle, insan karakterini belirleyen en önemli unsurun cinsellik olduğunu savunan Freudiyen görüşle çelişir ve iktidarın şahsiyetin belirlenmesinde daha etkili bir fenomen olduğunu savunan Adler'in görüşüne yakın bir görüşü benimser.

İ.Ö. 2400'lerde Kuzeyden gelen akıncılarla birlikte başlayıp yaklaşık milat dönemine kadar kadın tanrıçalara tapınmanın yok edildiğinden ve yerine güçlü bir eril yapının geçirildiğinden haberdarız.

Tanrıçalara tapınılan dönemde Tanrıçanın bedende var oluşunu simgeleyen tapınak rahibelerinin toplumsal mülkleri ellerinde tuttukları ve işletme yetkesinde olduklarını biliyoruz. Tapınak rahibeleri evlenmiyorlar. Günümüzdeki eril kültürün tersine bu kadınlar evlenerek toplumsal statü kazanmak yerine, kendilerine yıllık sevgililer/eşler seçerek toplumsal konumlarını yükseltiyor ve sağlamlaştırıyorlar. Rahibelerin seçtikleri bu genç eşler Tanrıçanın genç oğul/sevgilisini simgeliyorlar. Tanrıçanın farklı kültürlerde farklı isimler alması gibi oğul/sevgili de Damuzi, Tammuz, Attis, Adonis, Osiris ya da Baal gibi farklı dillerde farklı adlandırılır. Buradaki ilginç nokta oğul/sevgilinin yıllık simgesel ölümüdür. Hieros Gamos, kutsal evlilik olarak adlandırılan cinsel birleşme töreninden sonra seçilen genç bazı yerlerde bir yıllığına, bazı kültürlerde de Tanrıçanın belirleyeceği süre boyunca hükümdar olur. Dönemi sona erince yetkileri alınır ve kurban edilir.

Bazı topluluklarda erkeklik gücünde azalma belirtileri görülen hükümdarı öldürmenin bir gelenek olduğu özellikle Kenan, Kıbrıs ve Kartaca'daki kayıtlardan anlaşılmıştır. Nijerya'da bulunan kayıtlarda erkeğin kutsal rahibeye gebe kalana kadar eşlik ettiği ve sonra bu dünyadaki görevini tamamladığı için bir grup kadın tarafından öldürüldüğü yazılıdır.

Bütün bunlardan kadının iktidardayken kendi gücünü kullanmak adına kendi lehine kendi iktidar kültürünü yarattığı ortaya çıkıyor. Eril iktidarın ipleri ele alması ile, toprak kültünün yıkılıp, gök kültünün yüceltilmeye başladığını görüyoruz. Artık ışığa tapılan bir dönem başlar; Tanrıçaların yerini Fırtına ve Şimşek Tanrıları alır. Güneş Tanrısı Ra'ya tapılır. Güneş Tanrısı Ra yere indiği zaman ölür. Günümüzde tüm Hıristiyan camiasının kutladığı Noel, ilerideki günlerin daha aydınlık olmasının kutlanmasıdır. Eril iktidar kendi yasalarını koyar, kendi kültürünü oluşturur. Kadınlar tapınaklarda seçtikleri genç eşlere sevişerek statü kazanmak yerine, ancak erkeklere evlenerek toplumsal statü kazanabilir hale gelirler. Bu kurala uymayanlar taşlanarak öldürülürler. Tesniye kitabında "İsrailli bir gelin bakire değilse, baba evinin kapısına çıkarılır ve ölene kadar kentin erkekleri tarafından taşlanır; çünkü bu kız İsrail'i aldatmıştır, bu yüzden kötülüğü aranızdan atmak zorundasınız? yazar. Bu gelenek günümüze kadar taşınır. Eril iktidar çarkı kendi lehine işletmeye başlar.

İktidarı elinde bulunduranlar bir fikir doğrultusunda teşkilatlanmak zorundadırlar. İktidar sahipleri, insanların rasyonel davrandıklarını hesaba katarak, fikir sistemlerini tebaalarına benimsetmek isterler. Eğer iktidardaki fikir sistemi benimsenirse iktidar sağlamlaşır. Böylece iktidar yapısının kültürü ortaya çıkar.

Kadın güç elinde iken eş olarak kendine genç erkeği seçer ve cinsel açıdan yetersiz bulduğunu simgesel veya gerçek anlamda yok eder. Bu süreç için de bereketi simgeleyen kültürünü oluşturur. Günümüzdeki iktidardaki erkek de benzer davranır. Eşini gençler arasından seçer, yaşlandığında yenilerini alır ve gerekli kültürü ve bu kültürün söylemini oluşturur. Bu gün kadın için statü erkeğin yanında olmaktan geçtiği için, genç kalabilmek adına spor salonlarına gider, kozmetiğe ve plastik cerrahiye yüklü miktarda para harcar ve yaşlanmayı ertelemeye çalışır.

Bütün bunlardan kim iktidardaysa onun borusu öter gibi bir sonuç çıkmaktadır. Yaşanan cinsellik kültürünü de iktidar sahipleri belirlemektedir. O zaman yapılması gereken nedir?

Öncelikle eril kültür ve oluşturduğu söylem didik didik edilip, nasıl işlediği anlaşılmalıdır. Bu yapı iktidarını kadın/erkek cinselliğinin ve buradan yola çıkarak da kadın ile erkeğin doğal farklılığına dayandırmaktadır. Burada görülmesi gereken cinsel organların farklılığı değil, kadın olsun erkek olsun ikisinin de rasyonel davrandığıdır. Hangi taraf gücü ele geçirirse kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaktadır. Oluşturulması gereken yeni kültür, iki tarafın da eşit güçte olduğu ve birbirini dengelediği bir yapıdır.
        

BÜLTENLER
  



BAZI KADIN ÖRGÜTLERİ
Son güncelleme tarihi:  Mon, 01 Oct 2018 02:58:09 GMT

Ana Sayfa | Hakkımızda | Basında Kadın Mühendisler | Yazılar | İletişim ve Üyelik | Bağlantılar