Kadın Mühendisler, Mimarlar, Şehir Plancılar, Fen Bilimciler ve Teknik  Elemanlar Grubu

     Ana Sayfa
     Hakkımızda
     Basında Biz
Fotoğraf Albümü
     Ağır Yazılar
     Önerdiklerimiz
     Deneyimlerimiz
     Öncü Kadınlar
     Röportajlar
Ayrımcı İş İlanları
     Duyurular
     Bağlantılar
İletişim ve Üyelik

http://kadincinayetlerineisyandayiz.blogspot.com/

BASIN AÇIKLAMALARI
Ocak 2012
Artık Ölmek ıstemiyoruz 


(25/06/10)
Erkek Şiddetinden Kurtulmuş Kadın Yoktur!

(05/05/09)
Celaleddin Cerrah'ın görevden alınmasını talep ediyoruz. 


(25/03/08)
SSGS Kadınların Bildirisi
Kadın Emeği ve Cinsiyet Ayrımcılığı

1 Mart 2007'de, TMMOB IKK Kadın Komisyonun düzenlediği Çalışma Yaşamında Kadın Mühendisler, Mimarlar ve Şehir Plancıları -2 konulu panelde sunulmuştur.

Beyhan Tayat, Endüstri Mühendisi
Beyhan.tayat@gmail.com


Merhaba endüstri mühendisiyim. 15 senedir mühendis olarak çalışıyorum. Bu süre içinde çeşitli biçimlerde ve zamanlarda cinsiyet ayrımcılığı yaşadım. Bir iki örnek vermek istiyorum. Bir otomotiv fabrikasına planlama mühendisliği için başvurmuştum. Görüşmede beni beğendiklerini ama satış departmanında çalışmamı istediklerini belirttiler. Ben kabul etmedim. Bir hafta sonra arayıp planlama bölümünde işe başladım. Sonradan öğrendim ki montaj atölyesi tümüyle erkeklerden oluştuğu için beni tercih etmek istememişler. Bu iş yerinde 1 sene çalıştım erkek işçilerle aramda varsayılan bağlamda bir sorun yaşamadım. Bunun gibi gerek benim gerekse pekçok kadının yaşadığı ayrımcılık örnekleri çokça bulunabilir.

Çalışma yaşamında kadın-erkek arasında fırsat eşitliği olduğu yaygın bir görüştür. Eğitim alma hakkında ve iş yasalarında cinsiyet ayrımcılığının yapılmamasının bu eşitlik için yeterli olduğu varsayılır. Oysa ücretli iş piyasasına baktığımızda cinsiyet göre ayrışma kendisini açıkça gösterir. Cinsiyete dayalı işbölümü hem dikey hemde yatay konumlarda bulunur. TUİK verilerine göre 2007 Ekim ayında, 15 yaşından büyük kadınların sadece %20 lik bir kesimi ücretli iş piyasasında yeralmaktadır. İşgücü piyasasındaki Yönetim ve kanuni karar vericilerin %10u,profosyonel mesleklerin %36sı, yardımcı profosyen mesleklerinin %30un, büro işleri ve müşteri hizmetlerinin %43ü,tarım işçilerinin %36ı, tesisat ve makina işlerinin %11i ve nitelik gerektirmeyen işlerin %27'sini kadınlar oluşturmaktadır...Yönetim kademesini sadece %1i kadındır, %99 erkektir. Yine yakın zamanda açıklanan bir araştırmaya göre 2003 den bu yana AKP iktidarında iş aramaktan vazgeçenlerin %70'i kadındır.

Görüldüğü gibi kadınlar büro ve müşteri hizmetleri işlerinde,tarımda ve profosyönel mesleklerde yoğunlaşmışlardır. Üniversite eğitimi alan kadınlar, kızkardeşlerine göre ücretli iş gücüne katılabilmede daha şanslı görünüyorlar ama bu şansları cinsiyet ayrımcılığından onları muaf tutmuyor. Yüksek ücretli ve statülü konumlar ve yönetimin tamamına yakını erkeklerden oluşuyor. Öte yandan erkekler eğitim düzeyleri ne olursa olsun ücretli işgücü piyasasına girebildikleri halde kadınlar için tarımı saymazsak bu sözkonusu bile değildir.

Bu dağılım göstermektedir ki teknik beceri, bilimsel bilgi, karar verme, yönetim ve bütünleme gerektiren işlerde erkekler, tekrara dayalı, sabır gerektiren, parça başı üretim ve insiyatif gerektirmeyen işlerde kadınlar istihdam edilmektedir. Ücretli işgücündeki kadın emeği "ikincilleştirilmesinden" kaynaklı evrensel, ortak niteliklere sahiptir. Doktor, mühendis, öğretmen ya da dokuma fabrikası işçisi olsun farketmemektedir. Bu nitelikler şöyle sıralanabilir,

- Kadınlar işgücü piyasası için ucuz emektirler. Erkeklerin ücretinin yarısını yada dörte ücünü kazanırlar.

- İşe alımlarda ayrımcılık uygulamaları yaşarlar. İş ilanlarında yeralan erkek yada kadın cinsiyet belirtilmesi yada iş görüşmelerinde kadınlara sorulan evli misiniz, çocuğunuz var mı..vb soruları bunun en açık kanıtıdır. Türkiyede devlet bile işe alımlarda cinsiyet ayrımcılığı yapmaktadır. Örneğin, MTA'nın jeofizik mühendisi işe alımlarında 75 erkek, 5 kadın ilanı TMMOB'nin açtığı dava ile durdurulmuştur. Oysaki Jeofizik/Jeoloji mühendisliklerinde okuyan öğrencilerin %45i kadındır. TPAO işe alımlarında 32 meslek grubunun 23 ü için erkek olma koşulu istemiş, TMMOB yine dava açmıştır.

- Kadın emeği kolayca vazgeçilebilecek, uzun dönemli güvenceden yoksun emek olarak görülür.Krizlerde ilk işten çıkarılanlar kadınlardır. Kadınların ücreti destek olarak düşünülür. Aileyi geçindirmekten sorumlu erkektir. 

- Kadınlar ücretli emek kollektiflerine sendikalara,meslek odalarına katılımı daha azdır yani daha az örgütlüdürler. Özgül talepleri bu yapılara az yansır. Örneğin TMMOB de bu düşük katılımı yönetimlerden tutalım bu ortamların erkek ağırlığında görebiliriz. Yine kadın mühendislerin özgül sorunları ve talepleri çalışma raporlarunda cok genel bir başlık altında yeralabilmiştir. TMMOB nin kapsamlı bir kadın politikası yada çalışması henüz yoktur.

- İşgücü piyasasına girerken cinsiyete göre ayrışmış, kendi istedikleri değil ama önceden onlar için belirlenmiş seçenekler içinden seçerler. Kadınlara uygun işler ve normlar daha önceden belirlenmiştir ve kuşaklar arası aktarılır.

- İşyerlerindede ayrımcılık devam eder en düşük statülerde çalışırlar. İş eğitimi ve yükselme olanlaklarında ayrımcılık yaşarlar.

Peki bu cinsiyete dayalı işbölümü ve ayrımcılık neden vardır? Doğal mıdır? Nasıl gerçekleşiyor ve kimler yarar sağlıyor?

Erkek egemen ideoloji üretim ilişkilerinde, dine, sanata, hukuğa, kültüre tümüyle derinlemesine sinmişken ironik bir biçimde çoğu alanın kendisini cinsiyetsiz tanımlaması gibi iktisatçılara göre ekonomi de cinsiyetsizdir. Piyasa süreçleri kar, verimlilik v.b rasyonelitelerle işler. Varolan cinsiyete dayalı işbölümünün nedeni işgücü piyasasından kaynaklanır. İşlerin gerektirdiği vasıflara göre işverenler işgücünden seçimler yaparlar. Bu ilkin sağduyuya doğru gelir.

Oysa ki burada iki yanlı bir yanılsama vardır. Hem işlerin vasıf tanımları hemde kadınların ve erkeklerin doğuştan sahip oldukları iddia edilen nitelikler ideolojiktir. Erkek egemen ideolojiye göre düzenlenir. Örneğin kadınların ev içi emek sürecinde edindiği beceriler doğuştan sahip olunduğu iddası ile vasıf olarak nitelenmezler. Oysa kadınlar sabır, titizlik, düzenlilik, ince işe yatkınlık, el alışkanlığı gibi becerileri ailede uzun bir çıraklık ve emek süreciyle öğrenmişlerdir. Bu çıraklık dönemi yoksayıldığından becerilerde vasıf olarak sayılmaz ve ücrete yansıtılmaz.

Kadınlar çoğunlukla ev içi emek sürecinde edindikleri deneyimlerini kullanabilecek alanlara, sağlık, bakım ve hizmet işleri, eğitim ve sosyal ilişkiler alanlarına yönlendirilirler. Ama ev ici emeğin yoksayılması,değersizleştirilmesine benzer biçimde kamusal alandaki bu uzantılarda vasıfsız yada yarı-vasıflı değerlendirilir ve ona göre düşük statü ve düşük ücretlendirilir. Bilimsel bilgi ve teknik beceri alanlarından şu yada bu yolla uzak tutulurlar.

Örneğin 19yy ingilteresinde erkek işçilerin elindeki matbaacılık sektöründe yaşananlar çok çarpıcıdır. Mekanik buluşlarla ucuz kadın emeğinin kullanılmak istenmesine tepki olarak mürettipler sendikası kadın işçi çalıştıran yerleri boykot etmiş "kadının yeri evidir" sloganında yardımıyla kadınların matbaa sektöründe çalışmalarını engellemişlerdir. Erkek işçiler uzunca bir dönem kadınların matbaa sektöre girmelerini engelleyebilmek için mücadele etmişlerdir.

Tekstil sektöründe ilk fabrikalarda kadınlar el emeği gerektiren işlerde çalıştırıldılar, aynı iş makineleştiğinde erkekler tarafından vasıflı olarak yapılmaya başlandı.ingilterede tekstil işçilerinin %23 erkekti ama bunlar çoğunlukla yönetim, denetim ve teknik işleri yapıyorlardı. Yine türkiyede yapılan bir araştırmaya göre daha önce kadınlar tarafından elle yapılan karton kutu üretimi vasıfsız sayılırken, otomatikleştirilip erkekler tarafından makinelerle yapılmaya başlayınca yarı-vasıflı tanımlanmaya başlanmıştır.

Öyle görünüyor ki her yeni teknik değişiklik ilk önce erkekler tarafından özümseniyor, daha sonra ortaya çıkan hiyerarşiye göre erkekler daha üst düzeydeki işlere geçtikçe sermaye onların boşalttığı alanları ucuz kadın emeği ile dolduruyor. Erkeklerin tercih etmediği ve boşalttığı alanlara giriyoruz. Ama artık o iş "kadınsılaşmış" yani vasıfsızlaşmış oluyor.

Açıkça görünüyor ki iş gücünün bu hiyerarşik dizilişinde erkekler ağırlıklı olarak avantajlı ve üst konumdadırlar. Kadın emeğinin "ikincilleştirilmesinde" temel nedeni, ev içi cinsiyetçi iş bölümü, sırtına yıkılmış aile sorumluluklarıdır. Erkekler evde kadınlardan karşılıksız hizmet alırlar,çocuklarına baktırırlar ve bundan ciddi yarar sağlarlar. Elkoydukları bu emek sayesindedir ki ücretli işgücü piyasasında kadınlara karşı avantajlı bir konuma sahip olurlar. Yapılan bir araştırmaya göre , aynı konumda başlayan kadın ve erkeklerin kariyeri zamanla erkekler lehine değişiyor. Evlenen kadınların kariyerleri sabit kalıyor yada düşüşe geçiyorken, evlenen erkeklerin kariyerleri yükselişe geçiyor. Kapitalizm de erkek egemenlikden çıkar sağlar. Hem emek gücünün yeniden-üretimi kadınların karın tokluğu karşılığında çözülmüştür hemde kadınlar esnek,ucuz,yedek isgücü deposunu oluştururlar. Kapitalizm heriki yararı gözeterek tarihsel olarak devraldığı erkek egemenliğini destekler,kendisine uyarlar. İhtiyaç duyulduğunda kullanmak üzere "kadının yeri ailedir" söylemi ile birlikte kadının kamusal alana çıkmasını savunan liberal söylemleri de sahiplenir.

Öte yandan sınıfsal açıdan uzun vadede düşünüldüğünde kadın emeğini örgütsüz,ucuz,esnek nitelikleriyle sadece kadınlar sömürülmez aynı zamanda bu erkeklerin ücretlerinin düşürülmesi içinde kullanılır. Bu bağlamda erkek egemenliğine karşı yapılan kadının özgürleşme mücadelesi aynı zamanda anti-kapitalist nitelik taşır. İşçi sınıfı açısından bir bölünmeye değil, tersine birleşmeye hizmet eder.

Erkek egemenliği bu maddi çıkar ilişkilerini devam ettirebilmek, kadınların emek güclerini ve cinselliklerini denetleyebilmek ve kendini meşrulaştırabilmek için devletten,dine her tür yapıyı ve ideolojik manipulasyondan açık şiddette her tür yöntemi kullanır.

Biyoloji ve maddi ilişkilerin üzerinde bir tür üst-yapı gibi tasarımlanabilecek toplumsal cinsiyet erkek egemenliğinin önemli araçlarından biridir. Erkek egemen ideolojide toplumsal cinsiyetler birbirini dışlayan ikiliklerle tanımlanır. Bu ikilikler tarih dışı,doğal ve mutlaktır. Yani bir cinsiyet hem akıllı hem de duygusal olamaz. Aktiflik, etkinlik, akıl gibi özellikler eril, pasiflik, edilginlik, duygu gibi özellikler dişil olarak belirlenir. Bu özellikler arasında bir hiyerarşi kurulur. Ücretli işgücü piyasasında cinsiyetlere yapılan atıflarda bu özelliklerin türevleridir. Cinsiyet ayrımcılık uygulamalarına zemin oluştururlar. Toplumsal cinsiyet, toplumsal yapılarca ödül/ceza/pekiştirici yaptırımlarla oluşturulur. Bunu sabit bir özellikler dizisi olarak düşünmemek gerekir. İçerikleri tarihseldir ve içinde olduklar toplumsal çerçeve (sınıf,ırk vb.) ile belirlenir. Birçok kadınlık/erkeklik olmasına rağmen temelde Hegomanik erkeklik ve erkege baglı kadınlık ilişkisini kuracak şekilde içerikleri dolar. Orta-sınıf erkek/kadını , yada işçi sınıfı erkek/kadını, farklılıklar göstersede erkeklik toplumsal üstünlüğü her durumda elinde tutacak tarzda , kadınlıkta "ikincil", "erkeğe bağlı" olarak biçimlenir.

Örneğin orta-sınıf kadınları için büro işleri uygun görülür, Ofis ortamları "temiz" ve "güvenlidir", genellikle mesaii saatleri günicinde sabittir. Böylece kadınlar evlerine ailelerine gerekli zamanı ayırabileceklerdir. Ama bu gece-gündüz pamuk tarlalalarında yatan tarım işçileri için, geçici ve kalıcı sağırlığa neden olan gürültülü dokuma fabrikalarındaki kadınlar için geçerli değildir. Arazilerde, şantiyelerde kadın mühendislerin çalışması "iyiliğimiz için" engellenirken, yıllardır tarımda ücretsiz çalışan aile işçisi köylü kadınlar kimseyi rahatsız etmez.

Orta-sınıf erkeği, disiplinli,teknik aracılığıyla diğer calisanlar üzerinde hegomanya kurarken, orta-sınıf kadını kırılgan, erkeğin benligini hoş tutacak, pedagog-psikolog-diyetisyen olarak oluşturulur. Tüm kadınların/erkeklerin bu özellikleri sahip olması gerekli değildir. İdeal/doğal biçim olarak sunulması bütün erkek ve kadınların yaşamını belirler. Adeta toplumsal cinsiyet sürekli ideale ulaşılmaya çalışılan bir performans gibidir. Kuşkusuz bu sabit bir belirleyen/belirlenen ilişkisi değildir. Erkek egemenliğine direnen kadınlar ve feministler erkek egemen toplumsal cinsiyeti sürekli yapı-bozumuna uğratırlar, gedikler açarlar, zayıflatırlar.

Mühendislik alanında da aynı erkek egemen ilişkileri görürüz. Nasıl fabrikalarda,arazilerde işçiler tarafından makine ile yapılan, kontrol,yönetim gerektiren işler erkek işi olarak değerlendiriliyorsa, mühendislikte erkek mesleği olarak kabul edilir. Türkiyede mühendislerin sadece %14ü kadındır. Dünyadaki pek çok ülkeye göre bu oran yüksek sayılabilir. Örneğin Amerikada %5-8 , İngiltere'de %1.5, Japanyo'da %1'dir. Mühendislikle ilgili alanlar matematik, teknik, makine, teknoloji erkekle ilişkilendirilir. Çalışma yerleri fabrikalar, arazi ve şantiye gibi kadınların dışlandığı yerlerdir. İTÜ muhendislik öğrencileri arasında 2000de yapılan bir araştırmaya göre erkek öğrenciler , mühendisliğin kadınların doğaları ve ilgileri açısından uygun olmadığını söylemişlerdir. Erkek öğrenciler kadın öğrencilerle birlikte okumalarına rağmen cinsiyetçi önyargıları devam etmektedir.

Daha meslek seçimi aşamasında kadınların mühendisliğe yönelmeleri engellenir. Mühendisliği seçmiş kadınlar üniversitelerde aynı cinsiyetci kalıplar ve önyargılarla karşılaşırlar. Ücretli iş piyasasında öncelikle istediğimiz alanlarda değil, önümüze arazi koşulları, sıcaklık, soğukluk, yoğun erkek çalışan, mesaii vb gerekçelerle, bize uygun görülen alanlara yönlendiriliriz. MMO'da 400 kadınla yapılan bir anket çalışması kadınların şantiye ve üretimden uzak proje,tasarım ve satış bölümlerinde çalıştıklarını göstermiştir. Yine aynı ankette kadınların %73ü cinsiyet ayrımcılığı yaşadıklarını ifade etmişlerdir. Ve anketi cevaplayanların tamamı ayrı bir kadın mücadelesinin gerektiğini belirtmişlerdir.

Uzun bir tarihe sahip, toplumun tüm dokunsuna sinmiş erkek egemenliğine karşı geniş ve kapsamlı politikalar üretilmelidir. Örneğin Amerikada ücretli iş piyasası kadınlara daha eşit fırsatlar sunarken , sosyal destek hiç yoktur. Sosyal demokrasinin kaleleri iskandinav ülkelerinde geniş sosyal destek imkanları karşın, cinsiyete dayalı iş bölümü devam etmektedir. Bu ülkelerde çoğunlukla kadınlar büyük bir tuzak olan yarı-zamanlı işlerde çalışmaktadır. Danimarkada devlet 6 aydan 11/12 yaşına kadarki çocuklara tam gün bakım hizmeti sağlaması, 3-5 yaş grubundaki çocukların %90'ı yuvalarda olması ile kadınlar istihdamı %70ini oluşturmuşlardır. Türkiye de ise ne sosyal destek vardır ne de kamusal alanda eşit fırsatlar. Biryandan kadınların ücretli iş piyasasına katılabilmesi için kamusal politikaların uygulanması öte yandan evi içi emeğin nicel ve nitel ölçülmeleri, emeklilik,sigorta, tazminatı vb. yapılarla görünür kılınması gereklidir. Kültürel-İdeolojik mücadele bu politikaların ayrılmaz bir ayağı olmalıdır.

Erkeklerin bu avantajlı konumlarından kendiliğinden vazgecmelerini beklemek iyimserlik olacaktır. Kadınlar erkek egemenliğine karşı kendi özgül ezilmeleri için bağımsız örgütlenmelilerdir. Sendikalara, partilere, TMMOB gibi meslek örgütlerine politikalarını taşımalılardır. Üyesi olduğum kadın mühendisler grubu hakkında kısa bir bilgilendirme ile konuşmamı bitereyim. Kadın mühendisler grubu, mühendis, mimar, şehir plancı, teknik elemenların yeraldıği cinsiyet ayrımcılıgını görünür kılmaya ve aramızda bir dayanışma geliştirmeyi amaçlıyan bir gruptur. 2006 da iş ilanlarındaki "erkek" araniyor belirtilmesine karsi gerçekleştirdiğimiz imza kampanyasi ile çalışma yaşamındaki cinsiyet ayrımcılığının ana akım ve demokrat medyada yeralmasını sağlayarak toplumsal duyarlılığı arttırdık. İnşaat mühendisliği odasının yayınladığı etkinlik kitapçığının ayrımcılık ifadeleri içermesinden dolayı toplatılması ve bundan sonra yayınların ayrımcılık bağlamında denetlenmesi kararının alınması sağladık. IKK'da kadın komisyonu kurulabilmesi için çalışmalar yaptık. Şimdilerde TMMOB adına türkiye genelinde bir kadın kurultayı düzenlemek için harekete geçtik . MMO'da karar önergesi geçti. Şimdi sıra EMO'da. 8 mart mitingine TMMOBli kadınlar pankarti ile katilacagiz. Mühendis, mimar, sehir plancı kadın arkadasları tüm çalışmalara bekliyoruz. 450 kadın üyenin yer aldığı kadinmuhendisler yahoo grubuna üye olmak için email adresinizi dolaştırdığımız kağıda yazabilirsiniz. Hepinize tesekkür ediyor ve 8 mart dünya kadınlar gününüzü kutluyorum.


KAYNAKÇA:
1.Türkiyede Kadın Emeğinin Toplumsal Cinsiyet Temelinde Analizi ? Yıldız Ecevit 75.Yılda Kadınlar ve Erkekler
2.Kapitalizm ve Cinsiyetçilik-Hacer Ansal 11.TEZ Sayı:9
3.İktidar, Erkeklik ve Teknoloji-Erol Moral Toplum ve Bilim Sayı:101
4.Beden, Emek, Tarih-Gülnur Acar Savran
5.Toplumsal Cinsiyet ve İktidar - R.W.Connell
6.Kadın Emeği, İstihdam Politikaları, Ayrımcılık ve Mücadele Yöntemleri, Özdeş Bodur http://kadin.muhendisler.googlepages.com/sunum
7. Çalışan Kadınlar ve Küreselleşme - Belkıs Kümbetoğlu/Nilgun Caga Görüş 2000
8. Gendered Occupational Outcomes: the case of professional training and work in Turkey Ahu Tatlı, Queen Mary, University of London, Mustafa Özbilgin, Queen Mary, University of London, and Fatma Küskü, Istanbul Technical University
9. Kadın Makime Mühendislerinin Mesleki-Sosyal Durumları ile İlgili Belirlemeler-Firuzan Azkök,Sevim Gökçe, Ayşen İşsever, Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Kadın Komisyonu arsiv.mmo.org.tr/pdf/11209.pdf
        

BÜLTENLER
  



BAZI KADIN ÖRGÜTLERİ
Son güncelleme tarihi:  Mon, 01 Oct 2018 02:05:34 GMT

Ana Sayfa | Hakkımızda | Basında Kadın Mühendisler | Yazılar | İletişim ve Üyelik | Bağlantılar