Kadın Mühendisler, Mimarlar, Şehir Plancılar, Fen Bilimciler ve Teknik  Elemanlar Grubu

     Ana Sayfa
     Hakkımızda
     Basında Biz
Fotoğraf Albümü
     Ağır Yazılar
     Önerdiklerimiz
     Deneyimlerimiz
     Öncü Kadınlar
     Röportajlar
Ayrımcı İş İlanları
     Duyurular
     Bağlantılar
İletişim ve Üyelik

http://kadincinayetlerineisyandayiz.blogspot.com/

BASIN AÇIKLAMALARI
Ocak 2012
Artık Ölmek ıstemiyoruz 


(25/06/10)
Erkek Şiddetinden Kurtulmuş Kadın Yoktur!

(05/05/09)
Celaleddin Cerrah'ın görevden alınmasını talep ediyoruz. 


(25/03/08)
SSGS Kadınların Bildirisi
Gönül Dinçer ile Röportaj



Gönül-1942'de doğdum. Babam subay, annem öğretmendi. Üç kardeştik. Ortaokula kadar Anadolu'nun çeşitli yerlerinde, daha sonra İstanbul'da büyüdüm. Nişantaşı Kız Lisesi'ni bitirdim. Robert Kolej'de burslu olarak yüksek mühendislik okudum. İş olanakları nedeniyle değil, yarışmacı ruhum yüzünden elektrik mühendisliğini seçmiştim. Çünkü mühendislikler içinde matematikle en ilişkili onu görüyordum. Ortaokuldan beri de kadınlar matematiği beceremezler iddiasına karşı tepkiliydim. Dil bilen mühendis yetiştirmek isteyen Makine-Kimya Endüstrisi'nden burs aldım. O dönem bu kurum iki öğrenciye burs veriyordu. Diğeri de yine elektrik mühendisliği okuyan bir kız arkadaşımdı. Bunda seçim süreci mi, bizim notlarımız mı, diğer öğrencilerin başka yerlerden burs bulması etkili oldu bilemiyorum. Bu bursun geri ödemesi mecburi hizmet şeklindeydi. Stajlarımı da bu kurumda, Ankara'daki Gazi Fişek Fabrikası'nda yaptım. O zamanlar bu fabrika yeniydi, Almanlar kurmuşlardı. Makinalı tüfek mermilerini üretiyordu. Fabrikada bir kimya mühendisi kadın çalışan vardı ancak işçi ve mühendisler yine de bizi çok garipsediler. Kimya laboratuvarında çalışan bir kadın mühendisi daha kolay kabulleniyorlardı da, bizim makinaların arasında dolaşmamızı yadırgıyorlardı. Burada bize fazla bir iş vermediklerinden stajda çok sıkıldık. Daha sonra Ereğli Demir-Çelik Fabrikası montajında dil bilen stajyer olarak oldukça da iyi parayla staj yaptım. İnşaat mühendisliği okuyan bir kız arkadaşımla birlikteydik. O zamanlar Ereğli küçük bir balıkçı kasabasıydı. Bir sürü stajyer, formen falan kasabanın otelini tıkış tıkış doldurmuştuk. Tahtakurulu, pis bir oteldi. Arkadaşımla ben aynı odada kalıyorduk ama pek çok kişi koridorlarda uyuyordu. Öyle ki gece tuvalete giderken erkek arkadaşlarımızı uyandırırdık bize eşlik etsinler diye. Orada daha fazla kalamayacağımızdan sonunda bir balıkçının evinde oda kiraladık. O zamanlar kadın mühendis sayısı şimdikine göre daha da azdı. Bir erkek ordusunun içinde yaptığımız o stajı, o fabrika inşaatını çok heyecan verici olarak hatırlıyorum.

Özdeş- Hangi yıl mezun oldunuz?

Gönül-
1964'te lisans, 1965'te yüksek lisansımı bitirdim ve mecburi hizmetimi yapmak üzere Ankara'ya yerleştim. Fabrikadaki tek elektrik mühendisi olacaktım. Bana masa arkasında yeşil çuhadan panosu olan koca bir oda verdiler. Staj yaptığım dönemden, tıfıl öğrencilik yıllarımdan beni bilen ustaların hiç gözü tutmadı. Bu hiçbir şey yapamaz diye düşünüyorlardı. Ben de ustalarla alttan alarak konuşuyorum. Hatta birinde burnumu sürtmek için bilinçli olarak cereyan çarptırdılar beni. Ben çarpılınca da çok güldüler. Arıza vardı, şalteri kapadınız mı diye de sormuştum. Usta ?oğlum niye kapamadın şalteri? diye güya kızdı falan ama ifadelerinden, tebessümlerinden belliydi kaza olmadığı.

Bu arada ben bol kitap okuyup yavaş yavaş sol eğilimli olmuştum. TİP'e girdim. 1965'lerde TİP'in Ankara mitinglerine gidiyorum. Ustalara, teknikerlere ehliyet sınavlarında yarasın diye bir kara tahta yaptırıp öğlen tatillerinde ders vermeye başladım. Elektrik terminolojisi falan öğretiyorum. Hem onlara yararlı olacak, hem devlete diye düşünüyorum. Bir gün fabrika müdürü beni çağırdı, ?Mühendis olarak bir ağırlığın olmalı, odandan çıkma; hem de kadınsın, laubali olma? diyerek bu dersleri yasakladı. Bu olay üzerine Makine-Kimya'da ne mesleki, ne de insani anlamda tatmin olamayacağımı anladım. Zaten ?askeri malzeme üreten? fabrika diye güvenlik adına zırt pırt odamın kapısını açıp kontrol ediyorlardı. Bir de şöyle bir olay oldu: Bizim dersler yasaklanınca ben öğlen yemeği sohbetlerinde erkek mühendislerin ?erkek muhabbetlerini? dinlemek zorunda kaldım. Kadın olarak bir ben, bir de genç bir kimya mühendisi vardı. Bir gün baktım evli barklı adamlardan biri masanın altından ayağıma dokunarak yoklama yapıyor. Genç, bekar bir kadınım, İstanbul'dan gelmişim, tek başına bir evde yaşıyorum. ?Kolay bir tip?miyim diye yokladı adam. Makine-Kimya'da bir yılı bile doldurmayıp ayrılma nedenlerimden biri de budur. O zaman sesini çıkarmamıştım, şimdi olsa çok şey yapabilirim belki.

Beyhan- Peki aileniz itiraz etmedi mi evden ayrılıp başka bir kentte tek başınıza yaşamanıza?

Gönül-
Yoo hayır, hiç sorun çıkarmadılar. Evi annemle birlikte aradık ama tutunca o İstanbul'a geri döndü. Gitme falan demediler hiç. Zaten mecburi hizmetim vardı.

Makine-Kimya'dan ayrılıp bilgisayar firması Spery Univac Türkiye temsilciliğinde çalışmaya başladım. Mecburi hizmet karşılığını para olarak ödedim. Önce Ankara Spery Univac'taydım, sonra İstanbul'a geçtim ve yine ailemle oturmaya başladım. Bu arada 1967'de TİP'te tanıştığım Orhan Taylan'la evlendim.

Spery Univac daha çok silahlı kuvvetlere ve devlet kuruluşlarına bilgisayar sağlayan bir ABD firmasıydı. Beni sistem mühendisi olarak yetiştirmek üzere almışlardı. 2. nesil bilgisayarlarla ilgili şirket içi eğitim aldım. Spery Univac'tan sonra daha iyi bir maaşa IBM'e geçtim. O yıllarda 32K'lık bilgisayarlar kullanılırdı ve oda büyüklüğündeydi. Genelkurmay yeni yeni bilgisayar alıyor, Merkez Bankası'nda var, İş Bankası'nda vs..Ben öğrenciyken Boğaziçi'nde bile analog bilgisayar vardı. İTÜ, ODTÜ ve Boğaziçi'ne bilgisayar 1970 başlarında alındı.

Spery Univac'ta sistem bölümünün başı olduğum günlerdi. Bizim patron yani mümessil işten anlamazdı. Birinde Amerikalılar gelmiş, teklif hazırlanıyor.. Amerikalı mühendis adam bana sekreter muamelesi yaptı. Kadın ve genç olunca otomatikman sekreter olduğun düşünülüyor. Bir kadının sistem mühendisi olabileceği, hele de Türkiye'de, aklına gelmiyor.. Ben çok öfkelendim, patron kıpkırmızı oldu, adamı düzeltti. Zaten adam Utah'tan gelmiş, belli ki tutucu biri, benimle mümkün olduğunca az muhattap olmuştu.

Sonra IBM'de bilişim sendikasını kurduk satış elemanları, teknik elemanlar, hep birlikte. Meğer IBM'de dünyada ilk kez sendika kuruluyormuş. Çünkü şirket cidden iyi para veriyor, çalışanlarını tenis-eskrim kulüplerine üye yapıyordu. Aynı uçakta ikiden fazla elemanını uçurtmazdı mesela. Ama biz yönetimde söz hakkı istiyorduk, o yüzden sendikalaştık. Meğer ben bu vesileyle Türkiye'deki ilk kadın sendika kurucularından biri olmuşum. Yıllar sonra Oya Baydar'ın Cumhuriyet tarihinde Kadınlar konusundaki bir araştırmasında okumuştum.

Beyhan- Yıl kaçtı? Kadınlar ve erkekler arasında ücret farkı var mıydı?

Gönül-Yıl 1969. Çalıştığım yerlerde ücret farkı yoktu.

İlk Kadın Sendika Kurucusu

Gönül-
1969'da bilişim sektöründe IBM'de, ilk sendikayı kurduk. Adı BİLİŞ Sendikası idi. Bilişim sektöründe ve kadın kurucu ve yöneticilerin de olduğu ilk sendikaydı. Yönetime, karar almaya katılmak istiyorduk. Yönetim isteklerimizi kabul etmeyince grev kararı aldık. Bizi tehdit ettiler, sizi çökertiriz, böleriz dediler.Çalışanların %80'ini üye yapmıştık. İlk kongremizi yaptık. Kimine para , kimine mevki önererek bizi böldüler. İş-kolu sendikasından , işyeri sendikası haline geldik.. Biz DİSK'e bağlanmak istiyorduk. Ama bu isyeri sendikası ile bu mümkün değildi. Yine de kazanımlarımız oldu. Yeni yönetim grevsiz toplu sözleşme yaptı. Şu anda hala IBM'de sendika yaşıyormuş. Sendikacılık ve solculuktan dolayı burada daha fazla kalamayacağımı düşündüm. Bu sıralarda THY ilk defa komputer alınacak , İBM personeli olarak onlarla çalışıyordum. Orada alt kadrolar doldurulacaktı. Sen niye gelmiyorsun dediler. Bu arada 12 Mart olayı yaşandı. Daha düşük ücretle THY'ye geçtim.Ama , TİP'liyim , diye konuşarak gittim. O zamanki genel müdür sorun değil dedi. Ama 3 ay sonra solculuğum nedeniyle işten çıkartıldım. Ben de eski işyerim Spery Univak'a tekrar girdim.

Bilgisayar ve Kadın, Becerebilir Mi?

Gönül- Spery Univac ve IBM'de çalışırken gittiğim müşteri firmalarda kadın olarak biraz merakla ?becerebilir mi, bilgisayardan kadın kısmı anlar mı?? bakışlarıyla karşılaştım. Artık kanıksamıştım. O zamanlar feminist bilincim yoktu ama öfkem vardı. Her seferinde kendimi ispat etmek zorunda kalıyordum. 2 kat fazla çalışmak zorundaydım. 2 kat fazla çaba harcıyordum. Sabahladığım zamanlar oldu. Kadın başaramaz demesinler istedim. Kadın olarak bu hep daha yıpratıcıydı.
Özdeş- Erkek olsa belki hataları mazur görülürdü.

Gönül- Evet, kadın olunca hemen ?Kim bilir aklı neredeydi , belki regl dönemiydi vs? diye düşünülür. Sanırım 1974-1975 yıllarıydı EMO İstanbul Şube yönetimine girdim. Yönetimdekiler sol eğilimiydi ve ben de bir grubun temsilcisi olarak girmiştim.

IKD (Ilerici Kadınlar Derneği) Kuruluyor

Gönül- O sırada İKD(İlerici Kadınlar Derneği) kuruldu. BM Kadın On Yılı süreciydi. Emekçi kadın temelliydı, çalışan kadınları ve işçilerin karılarını temel alıyorduk. Sol kesimde o yıllarda kurulan ilk kadın derneğiydi. Diğer sol kesim bize, işçi sınıfını bölen, feminist küçük burjuva hareketi olarak bakıyordu. Biz İKD olarak feminist olmadığımızı anlatmaya çalıştık: Kadınların kurtuluşu, işçi sınıfı kurtuluşuna bağlıydı. Devrimden sonra kadınlar da kurtulacaktı. Kadınların ayrı sorunları vardı ve bu sorunlar temelinde kadınları örgütleyerek işçi sınıfının devrimci mücadelesine kazanmalıydık.. Kreş, eşit işe eşit ücret gibi talepler olursa kadınlar sendikalara gelirler diye düşünüyorduk. Boğaziçi Üniversitesi'nde o sıralarda bilgisayar mühendisliği lisans programı yoktu. Programcılık Ön-lisans bölümü kuruldu.. Öğretim kadrosu yoktu. Benim gibi sektörde çalışanlar part-time hocalık yapıyorduk. Bu arada Univac'tan ayrıldım. DİSK Maden-İş Sendikası eğitim bölümünde çalışmaya başladım. Sendikanın gazetesine ilk kez kadın köşesi konuldu. Kreş maddesi toplu sözleşmelerde yer almaz ya da alsa bile diğer konular gibi hiçbir zaman mücafele konusu olmazdı. Biz ilk defa İKD olarak gündeme getirdik. Kadın işçiler yazı yazmaya başladı. Çalışma yaşamında eşitliğin üzerine gittik. Özel alan kamusal alan ilişkisi ve özel alanın dönüştürülmesi gereği kafamızda yoktu. Su, kanalizasyon yok, fabrikalar havayı kirletiyor, pahalılık, işsizlik vs. bunları konu ediyorduk. Ama tüm eksiklerimize karşın İKD sürecinde kadınları ezen büyük ayrımcılığı ve kadınlardaki potansiyeli kavradık. İKD 1975'den başlayarak 8 Mart'ı Dünya Kadınlar Günü olarak yığınsal kutlamaya başladı. İlk yıllarda 8 Mart kutlamaları için resmi izin almakta hayli zorluk çekiyorduk.

Zart/Zurt Erkekliği Olmayınca

Gönül- Kadınlara ve kendimize güvenimiz arttı. Onlardaki disiplini, sorumluluk duygusunu, birlikte iş yapma becerisini gördük. Erkeklerin zart-zurt etmediği, kadın kadına bir ortamda olmak kadınların kendine güven duymasını sağladı. Ama özel alanda olup biten eşitsizlik ve haksızlıkları ve de aile içi şiddeti ele almadık. Kreş kadınların sorunuydu, erkeklerin de sorunu olması gerektiğini düşünmedik. Kadınların Sesi aylık gazetesini çıkardık. 20.000 tirajı vardı. İKD güçlendikçe solda herkes kendi kadın örgütünü kurmaya başladı.

12 Eylül ve Sürgün Yılları

Gönül- 12 Eylülde aranıyordum, yurt dışına çıktım. Avrupa'da, Hollanda'da mülteci olarak yaşadım. 1992'de Türkiye'ye döndüm. Orada feminizm üzerine okuma, kadın sorunu üzerinde düşünme fırsatım oldu. Komünist ve sol partilerde kadınlara yönelik küçümsemenin istisna olmadığını farkettim. Yurdışında göçmen kadınların oluşturduğu sol örgütler, Hollanda'da Türkiye'li Kadınlar Birliği- HTKB vardı. HTKB ile birlikte, 1985'de Avrupa Türkiye'li Göçmen Kadınlar Konferansını düzenledik.

Feminizm, KA-DER (Kadın Adayları Destekleme Derneği)

Gönül- Sonra 1985'de Nairobi'deki BM Dünya Kadın Konferansı'na katıldım. Dünya kadınlarını ve mücadele deneyimlerini tanımak çok etkileyiciydi. 1995'te yine BM Dünya Kadın Konferansı için Pekin'e gittim. CEDAW'ın uygulanması amacıyla bir eylem planı hazırlanması için çok yönlü ve canlı bir tartışma yürüyordu. Kadınların siyasete ve her çeşit karar organlarına katılımı için kota ve benzeri önlemler konusu Pekin'de önemle ele alındı.. 1995- 1997 arası KA-DER'in kuruluş öncesi çalışmalarına katıldım. Kadın partisi kurmak dahil herşey tartışıldı. Sonunda KA-DER 1997'de kuruldu. Amaçladığımız hiyerarşik olmayan,eşitlikçi toplumun özelliklerine sahip bir örgüt olsun istedik.. Hiyerarşisiz bir örgüt istiyorduk, ama dernekler yasasına uymak zorunluydu. Biz de, şubeler dahil tüm yönetimlere en çok 2 dönem seçilme sınırı getiren rotasyon ilkesini benimsedik. Zorlukları var ama yine de değer. Karar vermede uzlaşma ilkesini benimsedik. KA-DER, her partiden üyesi olabilen, her partiye eşit mesafeli bir örgüt olarak kuruldu ve böyle sürüyor. Türkiye'de siyasi karar organlarında kadın çok az, sayısını arttırmak için Kota ve STK'lar,Mesleki örgütlerde ortak mücadele gerek. Parti yönetimleriyle siyasette %4.4 gibi çok eksik kadın temsilini değiştirmek, en az %30 kadın kotası kuralı getirmek konusunu konuştuğunuzda bu zihniyet değişikliği meselesi diyerek, önlem almak istemiyorlar. Meslek oda ve kuruluşları yönetimlerinde de kadınlar yoklar. Onun için kadın mühendisler etkin olması çok önemli. TÜSİAD'da ilk defa kadın-erkek eşitliği komisyonu kuruldu, onların çoğu KA-DER üyesidir. Adı ?işadamı? olan bir örgütte şimdi bir kadın başkan seçildi. Daha sonra KAGIDER'i kurdular. Kadın fonu ile kadın projelerine para veriyorlar. Ama daha çok kadın üyesi olan Barolarda, TMMOB'de yönetimler hala çok ?erkek?. Ama,artık kadın mühendisler örgütlenmeye başladı, diğer mesleklerdeki kadınlara örnek olabilir. Meslek örgütlerinde kadınlar sağ/sol, ulusalcı olan olmayan ayrımı yapmadan kadın olarak meslek sorunlarının çözümü için birlikte davranmalı.

Özel Alan Mı, Kamusal Alan Mı?

Özdeş- 70'lerdeki kadın hareketi ile 2000'lerdeki kadın hareketini değerlendirebilir misiniz?

Gönül- 80'lerdeki feminist hareket IKD'yi ve deneyimini görmezlikten geldi. Doğru İKD feminist değildi, ama kamusal alanda, çalışma yaşamında kadın sorunları, hakları temelinde mücadele vermişti ve yığınsaldı.Bu nedenle kreş , işe alınmada, ücretlemede, terfide eşitlik gibi sorunlar görmezden gelindi. 80'lerde başlayan feminist hareket, çok önemliydi ama bu seferde diğer uca gidildi. Özel alana yönelindi. Kamusal alan geri planda kaldı. Çalışma yaşamında ve siyasette kadınlara yönelik ayrımcılık neredeyse görmezden gelinmişti. Kimi feministler KA-DER'i bile önemsemedi. Ama artık durum dengeleniyor. Özel alan/kamusal alan birlikte ele alınabiliyor.. Şu anki çok çeşitli örgütlerden oluşan ama e-gruplarla, konu bazlı toplantılarla iletişim ve işbirliği içinde olan kadın hareketini doğru ve etkili buluyorum.. Kadın hareketindeki bu çok örgütlü yapı, çeşitlilik harekete uzmanlık, derinlik ve etkinlik getiriyor ve hiyerarşi oluşmasını zorlaştırıyor bence.Örneğin, KA-DER , kadın mühendisler girişimi kendi alanlarında uzmanlaşmış kadın örgütlenmeleri olarak kadın hareketinin bileşenleridir. Gönüllü işbölümü ve işbirliği hareketi güçlendirir. Hiyerarşi kadın hareketinde olmamalı, ama bu hiç de kolay değil, sürekli mücadele gerektiren bir süreçle hiyerarşi tümüyle ortadan kalkabilir.

Beyhan- Eğer yapılarda belirli yöntemler,kurallar konulmazsa gizli hiyerarşi oluşabiliyor. Bu açık hiyerarşiden daha riskli olabiliyor. Buna karşı nasıl önlemler alınabilir­?

Gönül- Gizli hiyerarşiler oluşuyor. Buna karşı tetikte olmak gerekiyor. Network yapısı, rotasyona bağlı koordinatörlük ve kimi temel ilkelerin benimsenmesi gizli ve açık, hiyerarşiyi engelleyebilir.Dönerli koordinatörlükler iller düzeyinde de yapılabilir. Dağınık olunursa da birşey yapamazsınız. Ama hiyerarşiye karşı hep tetikte olmalı.


TMMOB'de Kadınlar

Beyhan- Bizde size bir bilgilendirme yapalım. Kadın mühendisler platformu ve odalardan kadın arkadaşlarla İstanbul İl Koordinasyon Kurulu düzeyinde bir kadın komisyonu, adı henüz netleşmedi, kurmaya çalışıyoruz. Sizce TMMOB'da neler yapilabilir? TMMOB neler yapabilir?

Gönül- Kadın mühendislerin sorunları olduğu Odalar'ın gündemine gelmeli. Türkiye'nin çeşitli sorunları hakkında tutum alıyorlar, konuşuyorlar ama, üyelerinin ve toplumun kadın sorunu gibi çok önemli bir sorun yokmuş gibi davranıyor Odalar ve TMMOB. Oda ve TMMOB yönetimlerinde kadınların eksik temsil ediliyor olması bunun hem nedeni, hem sonucu. TMMOB'nin temel değerlerinden biri kadın erkek eşitliği olmalı. Nasıl demokrasi,çalışanların haklarını savunmak temel değerler ise kadın erkek eşitliği de temel değerlerinden biri olmalı. Odalar'ın ve TMMOB'nin, kadın üyelerinin sorunlarını çözmek, meslekte ve toplumda kadın-erkek eşitliğini sağlamak için oluşturulmuş bir kadın politikası, programı olmalı ve uygulanmalı. Odalar'ın bir kadın politikası yok. Kadınların sorunları için bir programı yok.. Bu eksik en yetkili karar organların alacağı kararlarla giderilmelidir. Önce Odalar'dan mı yoksa TMMOB'den yukardan mı başlamalı bilemiyorum. Siz daha iyi bilirsiniz, IKK düzeyinden başlamak bir çözüm olabilir. Ama yönetim ve delegeliklerde kadın oranı ve bunun için kota çok önemli.

Özdeş-Odaların kadın üye sayıları farklı.Sorunları ortak. Odalar üstü kurmak daha iyi olabilir. Gönül- Doğru, ama yönetimde dengeli kadın temsilini sağlamak kolay olmayacak. Kırana kırana mücadele olacak. Üye oranına denk bir kota uygulanmalı. Süreç içinde ama hızla hazırlanmalı. Kadın komisyon/ komiteleri ile oda dergilerine sayfa, WEB sitelerinde yer ve linkler koyabilirsiniz. Bizim e-bültenden bir iki yazı orada yayınlanabilir. Kadın mühendisler grubu çok önemli, öğrencilerle okullarda toplantılar yapabilirsiniz. Kız öğrenciler bilinçlenmiş olarak mezun olursa her şey hızla değişir. Öğrencilerin ilgisini çekmek için soğuk yüzlü olmayan şeyler yapılabilir. Mesela kızlar partisi yapalım gibi. Onların hoşuna gidecek ya da çıkarlarına yarayacak şeyler yapılabilir. Kız öğrencilere staj ve iş için kadın mühendis dayanışması gibi. İşin içine eğlence katmak, deneyim alış-verişi yapmak. Dayanışma kurmak. Türkiyede Sosyal Devletin Yükü Kadınların Sırtına Bırakılmıştır

Beyhan- Biliyorsunuz kadın istihdamı Türkiye'de çok düsük. 10 kadından 3'ü ücretli çalışma hayatında. Kadınlar düşük statülü, güvencesiz işlerde istihdam edilmekteler. Meslek kadınları diyebileceğimiz eğitimli kesim ise cam tavan ve benzeri ayrımcılığa maruz kalmaktalar. Sizce kadınlar ücretli iş yaşamında bu kadar az olmasının nedenleri neler? Nasıl arttırılabilir ? Bir yöntem olarak siyasi kotanın yanında kadın çalışan kotası hakkında ne düşünüyorsunuz? Yine kadınların sorumluluklarının paylaşılması bağlamında çocuk ve yaşlı bakımı nasıl örgütlenebilir?

Gönül- Öncelikle kadınların eğitimleri genel olarak çok düşük. Artık bir fabrikada çalışabilmek için lise diploması gerekiyor. Otomasyonun artması kalifiye eleman ihtiyacını arttırıyor. Hizmet sektörü büyüyor. Dünyada da bu böyle. Sadece okuma/yazma ile iş bulmak artık çok zor. Bir nedeni bu. Bir çeşit meslek eğitimi gerekiyor.

Beyhan- Bir parantez , meslek eğitimi olan kadınların önemli bir kısmı erkekler gibi çalışabiliyor,bir araştırmada Türkiye için %70 oranındaydı. Ama eğitim seviyesi düştüğü zaman ayrımcılık daha belirginleşiyor. Eğitimsiz erkekler iş bulabilirken , kadınlar için bu pek söz konusu olamıyor. Gönül- Tabii kadının üzerinde bakım sorumlulukları var. İşveren kadınları tercih etmiyor. Çocuk doğuracak, onun için ek masraf ve sorun doğacak. Kadınlar kalifiye olmadıkça işe alınmaları zor. Kadın emeği aile bütçesine ek olarak görünüyor. Hala erkek asıl ev geçindiren kişi olarak görülüyor.. Erkeği işe aldım mı bir aileyi hallettim diye düşünülüyor. Ama durum pek öyle değil artık. Geçinmek için çift ücret gerekiyor, aileler bölünüyor.. Hizmet sektöründe kadınların sorunlarını azaltacak yatırımlara ihtiyaç var. Siyasi partiler bir çözüm getirmiş değil. Sosyal politikalar üzerine çalışılması gerekiyor. Bakım evi, semt, bölge kreşi projeleri geliştirilebilir, ücretli kadınlar evlerde yaşlılara, hastalara bakıma gelebilir. Kadınlar için istihdam alanı yaratılmış olur. Kadınların yine bakım hizmetlerine yönetilmesini bir taraftan istemiyoruz ama bu kadınlara eğitimde fırsat eşitliği sağlanıncaya kadar geçici bir süre uygulanabilir. Biz KA-DER olarak, seçimlerde tüm siyasi partilere vermek üzere bir acil talepler listesi hazırlıyoruz. Eğitim, sağlık, siyaset, karar mekanizmaları, istihdam ve yoksullukla mücadele gibi başlıklar var. 6 martta açıklanacak. Tükiye'de sosyal devletin yapamadıklarının yükü kadınların üzerine bırakılmıştır. Aile kutsaldır denilerek kadınlara bırakılıyor. Kota ücretli çalışma yaşamı için de düşünülmelidir elbet. Öncelikle kamu sektörü kota uygulayabilir.. Önce devlet dairelerinde, belediyelerde zorunlu uygulanır. Özel sektöre teşvik uygulanır. Örneğin kadın çalışanlar için vergi indirimi yapılabilir. 2006'da en iyi şey kadın mühendislerin kurulması

Beyhan- Son olarak kadınlara söylemek istedikleriniz neler?

Gönül- Kadın Mühendisler girişiminin 2006'da kurulmuş olması beni çok sevindirdi. Kendi sorunlarına sahip çıkan kadınlar çoğaldıkça feminist hareket güçlenecek. Kendi sorunları yokmuş gibi davranıp, gecekondu kadınlarını kurtarmaya çalışan kadın örgütlenmeleri yerine kadınların kendi sorunları.için örgütlenmesi gerekiyor. Bu yıl seçim yılı.TBMM'de kadın sayısınin artması çok önemli, kadınlar en üst siyasi organda görünür olacak, rol-model olacak. En bilinçli kadınlar seçilmese de sayı önemli. Eksik bilinci kadın hareketi tamamlayabilir. Kadın milletvekilleri içerden, kadın hareketi dışardan baskı yaparak siyaset kadın sorunlarına çözüm getirmeye zorlanabilir.. Medyada iç ve dış politika konusunda söz söyleyenlerin çoğu erkek, aktüel/magazin konuları kadınlarda. Medyadaki kadınlar da mücadele yürütmeli. Mühendis kadınlar buna öncülük ettiler. Üniversite yönetim ve rektörlükleri de önemli.Her tür yönetim ve karar organında kadınlar dengeli temsil edilmelidir ki zihniyet değişsin, sorunlarımız çözülsün. 2006'da kadın mühendisler girişiminin kurulması beni umutlandırdı. Kendimizi feminist diye tanımlamaktan daha önemli olan, feminist bakış açısını somut taleplere yansıtmak, somut taleplere tercüme etmek. O tercümeyi yapamazsak kadın hareketi olarak güçlenemeyiz.

Beyhan-Özdeş- Çok güzel bir sohbetti. Teşekkür ederiz.

Gönül- Ben teşekkür ederim. Sizleri tanıdığıma çok sevindim.
        

BÜLTENLER
  



BAZI KADIN ÖRGÜTLERİ
Son güncelleme tarihi:  Mon, 01 Oct 2018 02:58:24 GMT

Ana Sayfa | Hakkımızda | Basında Kadın Mühendisler | Yazılar | İletişim ve Üyelik | Bağlantılar